Uzun ve yorucu bir kışın başındayız (26.09.2017)

Yaz bitti, yazın pek konserimiz olmaz ama bu yaz nisbeten daha fazla çaldık, zaten kışın da normale göre daha fazla çalmıştık. Kediköy albümü sevildi demek ki. Bu aralar kış için planlama yapıyoruz, yeni bir albüm kaydedeceğiz. Bunun dışında da normal bir kışa göre çok konserimiz olacak gibi görünüyor. Daha önce hiç çalmadığımız ya da bir kere çaldığımız bir çok şehirde konserimiz olacak ve bu çok sevindirici bir haber. Ben bu şehirlere 'unutulmuş şehirler' diyorum. Bunlar hiç kimsenin uğramadığı şehirler ve buralarda yaşayan insanların müziğe, tiyatroya , spora daha çok ihtiyacı var. Bu yaz tatilde nisbeten küçük bir şehirdeydim. Burada bile İstanbul ile kıyaslandığında çok fazla yokluk var. Yazın birkaç ekip buraya uğruyor yine de, ama kışın derin bir sessizliğe bürünüyor buralar. Ekimde güzel bir turnemiz olacak ve bir sürü büyük/küçük şehirde konserimiz olacak. Geçen yıl verdiğimiz konserler de bize bu yıl için rehber olacak, çünkü çok yeni şeyler denedik geçen yıl ve biraz zorlandık. Ama artık konuya daha hakimiz, hangi ay hangi yolların kapandığını, hangi şehirde hangi gün çalmak gerektiğini, Anadolu'da bize lazım olabilecek şeyleri iyice öğrendik. Bu sene umarım daha rahat geçer konserlerimiz. Geçen yıl rekorlar kırması çok zevkliydi, 20 konser üst üste çaldık. Ama bu sene yeni rekor denemeleri olmayacak, belki bir sonraki yıl olabilir. Yeni albümün şarkıları da büyük ölçüde şekillendi. Ama böyle albüm kaydı öncesinde daha çok şarkı yazıyorum, muhtemelen motivasyonum yükseliyor. Bu ara da her zamankinden çok şarkı yazdım, bir sürü de tamamlanmayı bekleyen şarkım var. Bunların en güzellerini seçip üzerinde çalışacağım. Türkülerle ilgili albüm daha sonraya kaldı gibi görünüyor. Ama belki bu kış onu da tamamlarız. Umarım güzel bir kış olur, iyice yoruluruz, yazın da boş geçen günlerde zevkle dinleniriz... Sinan

Yazar : admin


Yaylalar (31.07.2017)

Bu kış, en çok konser verdiğimiz kış olacak muhtemelen. Bir daha bu kadar çok çalabileceğimizi sanmıyorum. Ama umarım bir daha hiç az konserimiz olan bir yıl da yaşamayız. Özellikle bu yıl hem çalmaya çok alıştık, hem de bizi dinleyen herkesi alıştırdık. Artık her şehirde insanlar bizim gelebileceğimizi biliyor, tam olarak yaratmak istediğimiz düşünce. Bu sonbahardan itibaren ilk defa nerelerde çalmışız, bir düşüneyim ; Fethiye, Datça, Didim, Uşak, Çorum, Merzifon, Ağrı, Iğdır, Bayburt, Adıyaman, Osmaniye, Aksaray, Karadeniz Ereğli, Konya Ereğli, Bartın, Amasya, Kastamonu, Ordu, Ünye, Lüleburgaz, Akşehir, Isparta, Yozgat (unuttuklarım olabilir), yurtdışında da Almanya'da Essen'da, A.B.D'de de New York, Washington ve Boston'da ilk defa çaldık.
E bir de nadiren gidebildiğimiz bir çok yerde de çaldık bu kış, çok güzel ve unutulmaz bir yıldı bizim için. Geçen Eylül'ün başından beri 133 konser vermişiz, konserlerin haricinde de çok şey yaptık, bir anlamda bütün yılı beraber geçirmişiz. Bu yıl da 100'e yakın konser veririz muhtemelen. Ama ülkenin durumu çok belirsiz, o yüzden geleceğe çok umutlu bakamıyorum. Yeni albüm de kaydetmeye başlıyoruz bu kış. Sağlığımız yerindeyken geleceğe güzel şeyler bırakalım. Bu aralar aklıma çok fazla yeni melodi geliyor, bunları son teknoloji telefonuma kaydediyorum, epey birikti. Albüm için şarkı seçmekte zorlanacağımız kesin, derdimiz bu olsun. Bu ay çok fazla konser yok, o yüzden ilk defa akşamları bu kadar boşum. Böyle zamanlarda en güzel şey dondurma yemek ve soğuk şeyler içmek, çünkü konser dönemlerinde bunu pek yapamıyorum. Bu ayki en önemli olay ise Kaçkar Dağları'nda çalacak olmamız. Karadeniz Yaylaları Türkiye'de görmediğim çok az yerden biri. Tulum çalmam sayesinde böyle bir davet aldığımızı tahmin ediyorum, iyi ki öğrenmişim tulumi... Sinan 

Yazar : admin


Mayıs Haziran ayları (07.06.2017)

Bu yıl ramazan Mayıs sonunda başladığı için Haziran'da olması gereken konserlerin önemli bir bölümü Mayıs ayına kaydı. Bu da hem bizde, hem de bizim gibi bu sektöre hizmet veren herkeste yoğunluğa ve yorgunluğa sebep verdi. Herkes aynı iki hafta içinde sürekli çalıştı. Şoförler, organizatörler, ses sistemi şirketleri, menajerler, müzisyenler 2 hafta boyunca insanlıktan çıktı. Kimisi işini düzgün yapmadı, kimisi lüzumsuz agresif tavırlar sergiledi, kimisi şımardı. Bu da konserlerdeki tansiyonu epey artırdı. Ben de bir kaç sefer zıvanadan çıktım, ne kadar haklı olduğum tartışılır. Bu sene boyunca verdiğimiz çok sayıda konser de bu döneme yorgun girmeme sebep oldu, onun da etkisi olmuştur. Şimdi haftada 1-2 konser oluyor, okullar kapanınca o da kalmayacak. Ama bu haftaki tempo bana gerçekten iyi geldi, hem kafamı hem de bedenimi dinlendirme şansı buldum. Ekipte sağlık sorunu yaşayanlar var. Ben iyiyim ama herkesin iyi olmasını isterdim iyi olmanın tadını çıkarabilmek için. Kalabalık bir ekipte her dönemde bu tür durumlar olacaktır ama bu sefer hepsi birden oldu.
Bu sezon Türk takımlarının Euroleague'de başarılı olması sanırım ülke genelinde basketbolu yeniden sevdirdi. Gittiğimiz hemen her okulda basketbol maçı yaptık okul takımlarıyla. Biraz yorucu oldu ama konserler bizim için çok daha çekici hale geldi. Kendi aramızda bir takım uyumu da yakaladık, izleyenlerin de dikkatini çekti bu durum. Takım sporunda takım gibi oynamak çok zevkli, müzikteki uzun süreli beraberliğimizin sportif uyumumuza etki ettiğini düşünüyorum ama bu bir araştırma konusu ve üzerinde çalışılabilecek fazla örnek yok :)
Akıllı telefon almamış olmam herkesçe bilinir, bu sene özellikle dinleyicilerin instagram üzerinden daha çok mesaj atıyor olması ve bizi en çok instagram üzerinden takip etmesi beni zorladı, sık sık ekipten birinin telefonunu alarak mesajları cevapladım, bu arada instagramı kullanmayı da öğrendim ve sevdim. Ancak yine de olabildiğince uzak durmaya çalışıyorum. Bu aralar sadece akıllı telefon üzerinden yapılan işler çok arttı. Yakında uçağa binemeyeceğim heralde benim mevcut nokia ile. Neyse, internetten ne kadar uzak dursam kardır, çünkü bir çok insan gibi benim de bağımlılık ihtimalim yüksek. 
Bu yıl yeni albümdeki şarkıların ve yeni düzenlediğimiz türkülerin eklenmesiyle konserler çok daha güzel geçti. Doğru yoldayız. Çok ağır ilerliyoruz ama önemli olan ilerliyor olmamız. Her yerde oraya özgü müzikler çalmak ve oraya özgü dansları görmek benim için mutluluk vericiydi. Bu sene verdiğimiz konserler genel olarak çok geliştiriciydi her bakımdan. Tecrübeli bir gruba evrildiğimiz yıl olabilir bu sene. Ya da tecrübemizi en iyi kullandığımız sene diyebiliriz. Umarım önümüzdeki dönem, bu yılki deneyimlerimiz sayesinde daha da güzel konserler veririz. Sinan

Yazar : admin


Yalova Termal (25.05.2017)

Buraya 1996 senesinde liseden arkadaşlarımla gelmiştim, hayatımdaki adam gibi tek okul gezisiydi, gece de Yalova'da kalmıştık. O akşam arkadaşlarıma ilk defa gitar çalıp şarkı söylemiştim. Alman bir öğretmenimiz sayesinde olmuştu gezi. Zaten Türk öğretmenlerimiz iyi niyetli bile olsalar böyle bir riski almazlardı. Bugün ise Yalova Termal Fen Lisesi'nde çaldık, buraya ikinci gelişim. Şimdi öğretmenler odasındaki bilgisayardan bu yazıyı yazıyorum. Konser çok güzel geçti, zaten çok yorgunuz, kötü geçse nasıl tamamlardık konseri bilmiyorum. Yarın Antep'teyiz, çok sevdiğim bir şehir. Konser kötü geçse de sesimi çıkarmam:) ama inşallah iyi geçer. Mayısta çok yorulduk ama kaldı 3 konser, sonra haziran konserleri var ama onlar çok fazla değil. Şimdi fotoğraf çektirmek isteyen arkadaşların yanına gidiyorum... Sinan

Yazar : admin


20 konser (26.03.2017)

Bu işe ilk başladığımız sene 7 günde 7 konser yapmıştık. Konserler bugünkünden daha kısa sürüyordu, çok az eşyamız vardı, şarkımız azdı, zaten az seyirci geliyordu. Çok yorulmuştuk ve zorlanmıştık. Şimdi uğraştığımız birçok detayla uğraşmadan yapıyorduk konserleri, daha rahattık. Bu sene ise aynı o zamanki gibi arka arkaya konserler verdik, aynı o zamanki gibi içimizdeki amatör ruhu canlandırmaya çalıştık. Çok yorulduk ama tecrübeyle amatör ruh bir araya gelince işler kolaylaştı, konserler de eski yıllardan çok daha güzel oldu. 20 konser arka arkaya verdik, bir daha yapmayız böyle bir şey, ama yapılabiliyormuş. Çoğu mekanda ses sistemini kendimiz kurduk. Esasında her gece farklı sistemlerle çalmaktan çok daha rahat bir şey kendi sistemini kullanmak. Kötü sürpriz yok hayatımızda, sadece bir konser için 3 konserlik emek verdik çoğu yerde. Ama başka türlü de bu kadar çok yapamazdık. Ekipte herkes sırayla hasta oldu, bekliyorduk zaten böyle olmasını. Ben ilk günlerde pek iyi değildim ama sonradan bir daha kötüleşmedim. Sanırım vücudum kendini bırakıyor şimdi şimdi, hasta olur muyum bilmiyorum ama kendimi aşırı yorgun hissediyorum. Yirmi günde yirmi konser vermenin iyi tarafları, normalde birkaç ayda ulaşacağın kadar çok dinleyiciye bir aydan kısa sürede ulaşabilmek, bir çok yeni mekanda çaldık. Önümüzdeki yıl bu mekanlardan memnun kaldıklarımıza tekrar gidebiliriz, muhtemelen bu kadar maceraya girmeyiz. Bu yıl Türkiye'nin farklı şehirlerinde binlerce insan bizi canlı dinledi, bunu çok kısa bir zamanda yapmamızı sağlıyor bu üst üste konserler. İlk 10 konserden sonra herkes otomatiğe bağladı zaten. Al kabloyu, ver mikrofonu, tut kolonu derken günler geçti. Bazı olaylar gülmemize, bazıları sinirlenmemize sebep olsa da herkes gülüp geçmeye çalıştı. Lastiklerimizin patlaması, ilk defa instagramdan canlı yayın yapmamız, yeni türküler çalmamız, görülen yeni şehirler, Karadeniz'de ilk defa tulum ve kemençe ile konser yapmamız bu turnenin unutulmazları oldu. İnşallah daha güzellerini de yaparız. Ama daha uzununu yapacağımızı hiç sanmıyorum...

Yazar : admin


Atarsa 12 (14.03.2017)

en uzun turnemizin içindeyiz, yazacak çok şey var ama bilgisayar yok...12 konser daha. Konserler kötü geçmiyor, bazıları baya iyi
şimdilik idare ediyoruz
ama dünkü sisli havadan dolayı uçaklar kalkmayınca neredeyse iptal oluyordu...
ay ne zor tabletle yazmak
sinan

Yazar : admin


Bakalım ne olacak? (05.03.2017)

En uzun turnemize çıkıyoruz, memleketin ya da bizim başımıza bir şey gelmezse 20 gün üst üste çalacağız. Ondan önceki 5 günde de 3 konserimiz oldu, Mart ayı boyunca galiba 25 konser vereceğiz. Daha önceki birkaç deney olmasa buna cesaret edemezdik ama bana başaracağız gibi geliyor, her türlü hazırlığı yaptık. Bugün bir devlet lisesinde konser vardı, aramızda hep konuşuruz, en güzel konserler devlet okullarında oluyor. Bugünkü de öyle oldu. Öyle olunca biz de çok zevk alıyoruz. Normalde kendi akranlarıma çalmayı tercih edebilirim kendi adıma. Ama çocukların heyecanı insana geçiyor, kendi gençliğimi hatırlıyorum, o konserden beyinlerinde ne kadar çok hatıra kalabileceğini düşünüyorum, sonra da bu motivasyonla elimden geleni yapıyorum. Anadolu'nun küçük şehirlerinde lise çağındaki çocuklar bizim konserden sonra yanımıza geliyorlar, bazıları ilk defa konser seyrettiklerini söylüyor. Bu işin manevi tatmini olmasa zaten bazı zorluklarına da katlanılmaz, ama manevi kısmı tüm sorunları görünmez kılıyor...
Konserlerden kalan zamanda türkülerden oluşan yeni albümümüz ile ilgili epey ilerleme kaydettik. Türküler yavaş yavaş şekilleniyor. Bu turnede de arabada dinleyecek kıvama geldi. Ama hala önemli eksikler var. Albümde önemli misafirlerimiz olacak. Bunlardan en önemlilerinden bazıları henüz çalmadı. Artık turneden döndüğümüzde o konuyu halledeceğiz. Çevremde bize fikir verebilecek insanlara da dinletiyorum kayıtları. Genelde beğeniyorlar ama beğenmedikleri şeyler olmuyor değil. Ayrıca düşüncelerini ne kadar filtrelemeden söylediklerini bilmek zor. Onun için her zaman olduğu gibi değerlendirme işi bize kalıyor. Son zamanlarda kayıtların önemli bir bölümünü Selim'in evinde yaptık. Bazı kayıtlarda stüdyoda olmak gerekiyor ama çoğu için gerekmiyor esasında. Kayıt konusu önemli olmakla beraber çoğu zaman belirleyici olmaktan uzak bir şey. Hangi şarkının, nasıl ve kimin tarafında icra edildiği, nerede icra edildiğinden çok daha önemli şeyler. Ama bunu yaparken kaydı da gözardı etmemek lazım. İyi bir kayıt için gerekli olan en önemli şey havalı bir stüdyo değil. Ekipman ve kayıt tekniği çok daha önemli şeyler. Selim'in kayıtla ilgili yüksek lisans yaparken öğrendiğini söylediği şey konuyu özetliyor: ' İyi ekipmanla kötü kayıt yapman zor' . Konserlerin çoğalmasının bazı olumsuz tarafları da var tabii ki. Yorgunluktan ve mevsim değişikliklerinden dolayı bu kış daha fazla hasta oldum. Daha az spor yapabildim. Ailemi ve evimi daha az gördüm. Daha az enstrüman çalışabildim. Ama turnede özellikle yoldayken müzik dinlemeye çok fazla vakit bulabiliyorum ve bu da benim için çok değerli. Müzisyenin yapması gereken bir numaralı iş müzik dinlemek. Bu aralar eskisi kadar müzik dinlemeye fırsat bulamıyorum, bu yüzden bu yolculuklar çok değerli. 
Bir ara sahnede kullandığım ekipmanı epey sadeleştirmiştim, kolaylık olsun diye. Bu sıralar ise hayatımın en karışık ve detaylı ekipmanlarını kullanıyorum. Yakında yine isyan edip bazılarını yok ederim. Bakalım hangileri elenecek? Gelecek yıl için çok önemli planlar var, bu planlar için de bu sene yapacağımız her türlü çalışma çok önemli. Çünkü planlar çok iddialı ve bu yüzden biz de çok çalışmalıyız. 
Sinan

Yazar : admin


Aylık (20.01.2017)

Günlüğün isminin hakkını veremiyorum(z) bari adını değiştireyim, aylık tam olmasa da daha uygun bir isim bu köşeye. Ekim sonundan bu yana çok fazla konser verdik. Yeni deneyimlerimiz oldu. Çoğu şehirde konser verecek yer bulamıyorduk. Bir yandan şehirlerde cafeler ve barların sayısı arttı, bir yandan da ses tesisatı maaliyeti düşmeye başladı. Elimizde zaten epey ekipman vardı kayıt işiyle uğraştığımız için. Bazı takviyelerle küçük bir ses sistemimiz oldu. Ancak gittiğimiz yerlerde sesten ziyade ışık eksiği oluyor, onu da çok ucuza ilkel yöntemlerle çözdük. Artık çok havalı olmasa da aydınlık bir sahnemiz var her yerde. Artık mekanlardan tek beklentimiz sahne ve elektrik oldu. Ama bu kadarını bile her yerde bulamadık son 2,5 aylık maceralı konser serisinde. Bazı yerlerde sahne çok küçük, bazı yerlerde hiç yok. Neyse, her yerde bir çözüm bulduk. Aslında sadece bu aylarda olan ilginç olaylardan küçük bir kitap çıkar. Çoğu mekanda ilk konseri biz vermiş olduk. Tecrübesizlik kimilerinde mahcubiyet yaratıyor ama bazı insanlar gayet işi biliyormuş gibi bize ciddi zorluklar çıkardı, onca yolu gidip bir de bazı can sıkıcı insanlarla muhatap olduk. Ülkenin her yerinde çok düzgün insanlar da var, çok edepsiz insanlar da. Tabii ki düzgün olanların mekanlarına tekrar tekrar gideceğiz ve bu aylarda çektiğimiz sıkıntının karşılığını alacağız en azından. Kötü olan, Türkiye'de mekanlar sık sık el değiştiriyor. Ama artık olduğu kadar. Ses sistemini araca yüklemekle başladığımız zorlu turne, gittiğimiz yerlerde ses sistemini sıfırdan kurmamızla devam etti. Zaten küçük bir ekibiz, 4 kişi sahnede, toplam 7 kişiyiz, konserler normale göre çok daha yorucu oldu. Ama başka türlü de bu kadar çok konser veremezdik. Ekipte herkes kendince fedakarlık yaptı, elbette kaytaranlar var ama en çok kaytaran bile ortalamanın çok üstünde efor sarfetti, bu yüzden ekip olarak önemli bir sınav verdik ve bu sayede önümüzdeki aylarda da bolca konser vereceğiz gibi görünüyor. Bütün bunlar olurken çaktırmadan yeni bir albüm kaydetmeye de başladık, yıllardır hayal ettiğim türkü albümü. Güzel türküler seçtik, sonra da onları çalması için hayal ettiğimiz insanları belirledik. Bu albümde en beğendiğimiz bütün müzisyenler olsun istiyoruz. Bir çeşit milli takım gibi, farklı disiplinlerden Türkiye'nin en iyi müzisyenlerinin ismi bu albümde olsun istiyoruz. Tabii ki hepsi olamaz ama en beğendiklerimizi koymamız yeterli. Hali hazırda birkaç tanesi albüme eklendi, diğerlerini de yakında ekleriz. Uzun bir zamanımız var bu albümü yayımlamak için, bir yıla yakın bir çalışma gerekecek. Araya konserler de girdiği için zaten kayda az zaman kalıyor. Önümüzde Amerika konserleri var, orada da sanırım bazı aksilikler bizi bekliyor, her şeyden önce yorucu olacak, jet lag denilen şeyi anlamış olacağım. Hava da muhtemelen baya kötü olacak. İnşallah başka bir sorun olmasın. Şimdilik bu kadar sevgili AYLIK... Sinan

Yazar : admin


Turp gibi (13.10.2016)

Pazartesi güzel güzel maçımızı yaptık, gece hapşurmaya başladım, sabah kalktığımda griptim. Bu ara biraz kilo da verdim. Sanırım bir grip virüsü kaptım, yorgunluk ve zayıflık yüzünden de hasta oldum. 3 gündür evdeyim, sanırım 1-2 gün daha sürecek, olsun. Bugün bir süredir yazdığım hatıralarımı yazmaya devam ettim, epeydir yazamıyordum. Geçen gün ilk defa bir arkadaşım okudu, beğendi. Gerçi beğenmese söylermiydi bilmiyorum. Yakında bitecek inşallah, zaten çoğunu yazdım. Ama bitince önce ben elden geçiririm, sonra da bir editör elden geçirir, sonra da belki yayımlanır, göreceğiz. İnsan hastayken evde sıkıntıdan hem düşünmeye hem de yazıp çizmeye fırsat buluyor. Yıllar önce 'Beni Al'ı da böyle bir zamanda yazmıştım, kesin başka şarkılar da vardır böyle yazdığım. Umarım zorlu doğu turnemiz öncesinde turp gibi olurum, neyse ki daha çok var...

Yazar : admin


Turneler ve CD'ler (04.10.2016)

Yeni albüm daha çok konser vermemizi sağladı. Albümü yaparken çekilen sıkıntıları düşününce, şimdi değdi diyorum. Bu ayın sonunda hayatımızda yaptığımız en uzun turneye çıkacağız, daha önce hiç çalmadığımız ya da 1 kere çalabildiğimiz bir çok şehirde çalacağız, bu durum beni çok mutlu ediyor. Elbette zor olacak ama hem yeni şeyler göreceğiz, hem de insanları mutlu edeceğiz, bizim işin en güzel yönünü yapacağız yani. Yakında duyurmuş oluruz bütün şehirleri. Böyle turneler yapınca şehirleri alt alta yazmak ve ona bakmak güzel, tabii ki turneyi bitirmesi çok kolay değil ama başlayınca bitiyor bir şekilde. Bu hafta sonu İstanbul'daki konserlerde ilk defa kemençe çalacağım sahnede. Yaylı enstrümanın bambaşka bir tadı var, keşke daha önce çalsaymışım diyorum ama bir yandan geç de olsa çalabiliyor olduğum için memnunum. Dün iki maç üst üste yaptık. Yorulmadım pek, mecbur kalsam bir maç daha yapabilirdim. Geçen senelerde maç yapamadığım dönemlerin acısını çıkartıyorum. Kendi aramızda oynadığımız maçlar çok eğlenceli geçiyor. Özellikle turnelerdeki kaptanımız Hayrullah Abi maçlara renk katıyor. Bu ara baya yolculuk yaptık. Yolda müzik dinlemek o kadar zevkli ki yollar bitiveriyor. Yanıma bir sürü CD alıyorum. Bazen telefonu da bağlıyoruz ama aynı ses kalitesi çıkmıyor. Evde müzik dinlerken ister istemez bazı detayları kaçırıyorum. Ama yolda dinlerken bazı şarkıların güzelliğini daha iyi anlıyorum. Bu büyük turneye de bavulla CD almak lazım yanımıza... Sinan

Yazar : admin


Oyle boyle (04.08.2016)

Sevgili günlük, bu ara seni daha çok takip eden insan var ama ben daha az yazabiliyorum, özellikle son günlerde pek bilgisayara da oturamıyorum. İnternette vakit geçirmeyi seviyorum ama zaman kaybı gibi geliyor, o yüzden akıllı telefon almadım. Kendi bilgisayarım da yok, bu da internete girmemi biraz olsun engelliyor. Yine de evde bilgisayar var, ortalama 1 saatim yine internette gidiyordur. Ama tatilde bu sayı baya düşüyor. Bazı günler hiç girmiyorum. Ben memnunum, keşke bu kadar bile girmesem. İnsanlar özellikle akıllı telefonu inattan almadığımı düşünüyor, bence öyle değil ama neyse, inattan inattan... 
Bugünlerde yeni uğraşları buraya yazalım. Öncelikle yeni albüm için deneme kayıtlarına başladık Eray'ın evinde. 3 günde 3 türkü için deneme kaydı yaptık. Bunlardan biri daha önce hiç çalıp söylemediğim bir kayıt, onunla başladık merakımdan. Güzel oldu. Bugünkü de sahnede söylememiş olduğum bir türküydü yine. Genel olarak faydalı gidiyor ama türküleri kaydetmek kendi şarkılarımızı kaydetmekten daha riskli. Kendi şarkında yanlış diye bir şey yok, yeni bir şey, yaptım oldu diyorsun. Ama herkesin bildiği, sevdiği bir türküye hem bir şeyler katmak, hem de bozmamak zor. Şimdilik en çok zorlayan şey bu. Bu işi iyi bilen arkadaşlarımla bu konuda konuşuyorum bir yandan da, akıl alıyorum. Yarın kayıtlara devam edeceğiz. 12-13 türkü için böyle ev kayıtları yapıp sonra esas kayıtlara geçeceğiz. Bu albümle ilgili ilginç planlarımız var ama bakalım başarabilecek miyiz? Bugün Deniz Türkan'la dertleştik. Bazı konularda çok deneyimli olsa da kendi yolunu yeni çizmeye başlıyor ve kafasında bir sürü kuşku var. Bizim ilk albümümüz zamanında yaşadıklarımızı yaşıyor bir nevi, bizim kadar enayi durumda değil belki yaşı ve tecrübesi gereği. Onu bazı konularda uyarmaya çalıştım ama bu tip şeyler yaşamadan çok anlaşılmıyor, yaşayacak ve görecek. Umarım fazla dert çekmeden istediklerini yapar. Dün halı saha maçı vardı. Maç 1 saat sürüyor, sonra 2-3 saat karpuz yiyoruz, çay kahve içiyoruz, sahanın önündeki masalar özellikle yaz için güzel bir yer. Özellikle dün herkes ailece geldi, baya güzel oldu. İstanbul dışına taşınmayla ilgili düşünceler vardı, hala da var. Çok güzel yerler var Türkiye'de, aslında İstanbul'dan sonra her yer güzel geliyor. Burada kurulu düzeni tekrar kurmak insana zor geliyor ama en kısa zamanda bunu yapmak gerek. İnsanın ömrü kısalıyor burda. Bu aralar film ve dizi müzikleri ile ilgili epey görüşme yaptık, nedense çok talep geldi bu ara. Bu sektörde çalışan insanların büyük bölümüyle anlaşamıyorum, karşısındakine hiç değer vermeyen, sadece kendi işinin görülmesini isteyen, her şeyi parasal olarak değerlendiren insanlar. Dolayısıyla zaman zaman ne demek istediğimi anlamıyorlar. İnsan karşısındakinin emeğine hiç mi değer vermez, bunlar vermiyor. Eminim bir çok sektörde böyledir. Müzikte de en kritik noktalarda böyle adamlar var genelde. Ama eğer insanlar senin yaptığın işe bir değer veriyorsa, bu adamlar da sana karşı daha dikkatli davranıyorlar. Filmciler henüz kasaptan et alan müşteriden farksızlar, belki ileride onlar da biraz yontulur. Aralarında az da olsa naif insan var tabii. Memleketin durumuna hiç değinmeyeceğim, nerden tutsam elimde kalır...
Son not olarak, kemençeye başladım. Yay ile çalındığı için çekiniyordum ama çok korkacak bir şey yokmuş, gayet iyi gidiyor. Henüz 2 ders aldım ama giderek acemiliğimi atıyorum, tulum ve zurnaya göre daha kolay bir alet, en önemlisi de evde çalışabiliyorum, sesi çok yüksek değil. İşte boyle... Sinan

Yazar : admin


Zurnanın ilk deliği (03.03.2016)

Buraya bazen bir şeyler yazıyorum, sonra kaydederken bir sorun oluyor ve yazdıklarım yok oluyor. Bugün daha dikkatli olup buna izin vermeyeceğim, zaten bu yazı okunabiliyorsa başarmışım demektir. Bu aralar olup bitenleri yazalım. Dün bir kitapta gerçek günlüğün o gün olanları hiç uyumadan not almak olduğunu okudum. Evet, bence de öyledir. O zaman benim yaptığım haftalık gibi bir şey, ya da dönemlik. Geçtiğimiz perşembe ve cuma Beni Sen İnandır için bir klip çektik. Aklıma gelen fikirleri İmre ile paylaştım, o da beğendi. Gerçi sağolsun benim fikirlerimi çok beğenmese de kibarlıktan söylemez. Ama bu sefer beğendi sanırım. Neyse, klibi çekti, ben de çoğunda bulundum klibin. Bazı yerleri düşündüğümden daha güzel oldu, bazı yerleri de düşündüğümden daha kötü. Hayatın her anında olan şey aslında. Bardağın dolu ve boş tarafı gibi. Ancak yine de hayalimdeki şeyi ifade etmek eskisi kadar zor değil. Tabi bunda İmre'nin beni daha iyi tanıyor olmasının etkisi de var.Yarın DMC'ye göndereceğiz. Sonra artık yayına girer.
Televizyonumuzun kumandası pek iyi çalışmadığı için müzik kanallarına bakmaya üşeniyordum. Dün yeni kumanda aldım, müzik kanallarına bakayım dedim, tesadüfen bizim eski bir klibimize rastladım. Çok nadir oluyor bu, zaten fazla gösterilmiyor. Ben de fazla bakamayınca klipleri sadece youtube'dan görüyorum. 
KadıköySahne ile arada yaptığımız halı saha maçlarına çok zayıf kadrolarla çıkıyorduk, biraz da dengelensin diye. Çok havaya girdiler, biz de daha iyi bir kadroyla çıkıp havalarını söndürdük. Şu sıralar Pinhani İdman Yurdu olarak moralliyiz, nasıl olmayalım, son maçımızı 11-2 kazandık. Bir araya geldiğimizde müzikten çok maçı konuşuyoruz. 
Bugün Amy Winehouse belgeseline baktım biraz, çok güzel gitar çalıyormuş, bilmiyordum. Belgeseli izleyince öldüğüne daha çok üzüldüm. Bizim şu ülkedeki az buçuk şöhretimizi kaldırmak bile ağır iş. Sorunları olan bir kızın dünyanın en bilinen şarkıcılarından biri olması çok zor bir durum olsa gerek, kaldıramaması normal. Gerçekten bir kez daha üzüldüm. Çevresindekilere de kızmamak elde değil tabi. Ancak bir şeyleri düzeltmeye çalışanların da bir süre sonra vaz geçmek zorunda kaldığını da tahmin ediyorum. Böyle durumlarda etrafınızı dalkavuklar sarıyor ve onları ciddiye alırsanız çöküş kaçınılmaz oluyor zaten. 
Önümüzdeki hafta çok konser var. Hepsi güzel yerlerde ama Urfa'nın yeri ayrı. Keşke vaktim olsa da bir süre orada kalabilsem, yine de 1 gece orada geçirmek uzun zaman sonra çok güzel olacak. Maraş'ı da ilk defa göreceğim, görmediğim çok az yerden biri...
Yeni albümden sonra konserler daha dolu geçmeye başladı, en sevindirici şey ise yeni şarkıları çalmamızın istenmesi. Köprü Ortasında tulumla çok daha güzel oluyor, albüme tulumlu versiyonu koysak olurmuş. Bu ara konserlerde yeniden kaba zurna çalmaya başladım, tulum artık oturuyor, umarım zurnada da istediğim minimum seviyeye gelirim bir an önce...Sinan

Yazar : admin


Yeni beste (29.01.2016)

Albüm çıktı, işler arttı. İş derken konserden ziyade tanıtım işleri. Zaten mevsim konser için çok uygun değil. Geçen gün İzmir'de bir konser verdik uzun bir aradan sonra. Hava İzmir için çok soğuktu ve beklenenden daha az insan geldi. Çıkışta her zaman oturduğumuz bir yere gittik, orayı boşboş görünce yine bizim konsere epey insan geldiğini idrak ettim. Bu havalarda yollar da riskli zaten. Ama İzmir'deki arkadaşlarımızı görmüş olduk, sevdiğimiz İzmir yiyeceklerini yedik... Akhisar'da ise bizi sürpriz bir açıkhava konseri bekliyordu. Biraz üşüdük ama idare ettik. Güzel bir gömlek getirmiştim konserde giymek için. Ama açıkhavada olduğunu öğrenince gömlek çok altlarda kaldı. O kadar soğuktu ki, çantamdaki her şeyi, pijama dahil, üstüste giyerek ancak çalabildim, tabi elimde eldivenle. Bu ara her gün bir etkinlik var, ya konser, ya prova, ya da bir çekim oluyor. Radyo ve Tv programlarına katılıyoruz. Yarın konserden hemen önce TRT'nin radyo yayınına da katılacağız. Faydası var mı bilmiyorum ama albüm için çekilen sıkıntılar insanı tanıtım yapmaya motive ediyor. Albüm çıkarmış olmanın bir faydası da yeni şarkı yazmaya tekrar başlıyor insan. Elindeki şarkıların önemli bir kısmının bir albüme girmiş olması yeni şarkılara yer açıyor. İlk söylemem gerekeni de son söyleyeyim. Sevgili günlük, meşhur oldun sanırım. Gazetelerde satırlarına yer verildi ve muhtemelen artık seni biraz daha fazla insan okuyacak, hayırlı olsun... sinan

Yazar : admin


Kediköy Kediköy (08.01.2016)

Bugün albüm itunes ve youtube'da yayımlandı. Bu albümde çeşitli sebeplerden çok zorlandım, özellikle psikolojik olarak. O yüzden şimdi youtube'da dinlerken gözlerim doldu, hiç böyle olmamıştı. hatıralarımı yazmaya başladım bir kaç ay evvel. bir kaç aya en azından yazma kısmı biter. sonra yayımlanır mı bilmiyorum ama önemli olan yazılmış olması. hiç kimse okumasa torunlarımın hoşuna gider, eminim.

Yazar : admin


albüm bittiii (01.12.2015)

Bir süredir şarkılarla ilgili son işlemleri yapıyorduk. bugün hepsi bitti, kapak da bitti, yarın dmc'ye göndereceğiz, sonrası artık onlara kalmış. çarşamba günü ise klibin üzerinde son düzeltmeleri yapacağız, sonra da onu teslim edeceğiz. üzerimden büyük bir yük kalktı. albüm kaydetmek her seferinde eziyete dönüşüyor. yine öyle oldu. her seferinde böyle olduğuna göre bende de bir kusur var belki. bir daha albüm kaydetmek kısmet olur mu bilmiyorum ama her albümde bu duruma düşüyorum, yine öyle oldu. işin bir çok aşaması var, bir çok kişinin desteği de gerekiyor, ancak bu işin organizasyonu insanı yoruyor. esasında işi zor hale getiren şey beklentiler. şarkılarla ilgili kurulan hayaller büyük olunca bunu gerçekleştirmek de zor oluyor. insan tecrübelendikçe hayaller de büyüyor. mesela bu albümde bazı şarkıları bir kaç defa baştan kaydettik, ilk yapılan kayıtlardaki hataları gördükçe öyle bırakmak istemedim, bir daha çaldık. bazı şarkıları yavaş çalmışız, bazılarında başka sorunlar vardı, tekrar kaydettik. ama tamamen içime sindiğini söyleyemem. zaten bu işin kuralı bu. asla bitmeyen, ama bir yerde bitirmekten vaz geçtiğiniz bir iş, bu albüm kaydetme işi. sevgili abimiz serdar ateşer'in hep bahsedilen hiç bitmeyen albümü de bu durumun bir sonucu. bir müzisyen için albüm bitmez, eski kayıtlarımızı bile yeniden yapma isteği hep canlı. neyse bu da bitti işte. ama biz her dinlediğimizde şurası şöyle olsaydı da burası böyle olsaydı diye dinleyeceğiz, asla dinleyicinin aldığı keyifle dinleyemeyeceğiz maalesef... sinan

Yazar : admin


Söz uçar, günlük kalır (18.11.2015)

burada yazdıklarımı bazen aleyhimde delil olarak kullanıyorlar, oysa ki günlük bir senet değil, o anki durumu anlatan bir şey. Burada yapmak istediğim şeyleri yazdığımda ileride başaramadığımı görmek de önemli. Lise yıllıklarında yazılar okul bitmeden yazılırdı. Biz de okulca inek olduğumuz için, herkes boğaziçini cepte görüyordu. Tabi bu durum günlük yazılarına yansımıştı. Girenler oldu ama ben de, bir çok arkadaşım da giremedik, belki düşük puanlı bazı bölümlerine girebilirdik ama zaten eskiden tercihler de sınavdan önce yazılıyordu, sonradan pişman olup düşük puanlı bir boğaziçi bölümü yazma hakkı yoktu. neyse, yalancı çıktık, kazanamadık. ha şimdiki aklım olsa bu kadar bile çalışmazdım ama o zamanlar ara ara asıldım derslere, biraz istikrarsız olsa da... ama yıllığa bakınca orada bana yazılanları ve benim arkadaşlara yazdıklarımı okuyunca o müthiş özgüvenden insan utanıyor. burada da albüm 2 aya biter yazıveriyorum, sonra bitmiyor tabi. Ama bir sorun niye bitmiyor, sorumlusu ne kadar benim? bensem bile daha iyi bir albüm olsun diye işi uzatmışımdır:)
bugün günlük yazma isteğini bende uyandıran şey de oldukça ilginç. Sanırım 2011 başından beri benim adıma bir facebook dinleyici sayfası varmış ve sanırım ben bunu bugün ilk defa gördüm. Sanırım diyorum, daha önce gördüysem de hatırlamıyorum. Baya çok şey birikmiş orada da. Bugün bunu görmeden önce de bazı düşünceler kafamdan geçiyordu, bu olayla da gayet örtüşüyor. Ben kendi kendine yetebilen biri olduğumu düşündüm hep. Yani kendim şarkı yazıp kendim iyi kötü düzenleyip hatta bir çok şeyi çalabiliyorum, üstüne söylüyorum. Ama bundan sonrası bende zayıf. Yaptıklarımı insanlara duyurmak, kendimi anlatmak, bir anlamda üretimimi satmak konusunda yaşıtlarımın çok gerisindeyim. İnsanlar benim yapabildiğim bir çok şeyi yapamasalar da eksik konularda yardım alıyor, sonra da ortaya çıkan şeyi en iyi şekilde tanıtıyorlar, sonuç da gayet iyi oluyor. Ben kendimi tanıtamadığım gibi beni tanıtanların bile farkında değilim. Demek bir de bunu yapabilsem neler olacak? Ama bunca yıldan sonra çok bir şey değişecek gibi değil. Tam müziği hobi olarak yapması gereken adamım ama bir kere bu yola girdik, sonumuz hayır olsun... 
bu hafta yoğun geçiyor, konserler başlıyor, klip için koşuşturma devam ediyor. Albümün miksleri de aksamalara rağmen devam ediyor, bazen hiç bitmeyecekmiş gibi geliyor albüm, ama diğerleri bitti, bu da bitecek. Bugün uzun zamandır rahatsız olduğum konularla ilgili konuştum epey. İnsanlara bir şeyler vermek istiyorum, ama bazen benim almaya ihtiyacım olunca sorun çıkıyor, ya vermemeliyim, ya da alamayınca takmamalıyım, başka yol yok...sinan (18.11.2015)

Yazar : admin


Yaşa Tulum! (24.10.2015)

Dün uzun zamandan sonra konser verdik, bu ara zaten çok fazla konser vermiyoruz, veremiyoruz, ülkede benim gördüğüm en kötü dönem yaşanıyor, daha kötüsü de geliyor gibi. Konser dediysem, hayal kahvesinde küçük bir konser, ama bizim için büyük, hem çok çalmadığımız için şu anda bize iyi geliyor, hem de maddi açıdan bütün ekibe nefes aldırıyor. geçen yıl bu zamanlar sağlık sorunlarım vardı ve ameliyat olmam gerekiyordu, o kadar çok konserimiz vardı ki ameliyatı kasımda olabilmiştim, ekimin geçmesini beklemiştim. bu sene de böyle işte. bizim çalışma yerinde ise hareketli günler devam ediyor. bizim albümün miksi başka bir stüdyoda olacaktı ancak miksi yapan erim dün itibariyle bizim stüdyoya geçti, ben arkadaki küçük odada kaba zurna ve tulum çalışmaya devam ediyorum. kaba zurna çok zevkli, ileride konserlerde mutlaka kullanmak istiyorum ama hangi şarkılara yakışır daha düşünmedim. yıllardır çalmayı hayal ettiğim ama bir türlü girişemediğim bir enstrümandı, galiba o da halloldu, biraz işi kaldı. tulumla ilgili ise dün itibariyle çok önemli bir eşiği geçtim. uzun zamandır tulum dersi alıyorum, çalışıyorum, daha önce 2 konserde de kullanmıştım, ama sorun çıkmıştı, mikrofonla ilgiliymiş. dün başka bir tip mikrofon kullandık ve sorun çıkmadı, bundan sonraki konserlerde artık korkmadan tulum çalabilirim. tulum da çok zevkli, çok farklı diğer enstrümanlardan, ancak herşey çalınmıyor, sadece o yörenin şarkılarına yakışıyor, tek handikapı bu, ama zamanla belki başka fikirler gelir aklıma.
dün hava berbattı ama yine de epey insan geldi konsere, hepimiz için çok sevindiriciydi, sanırım herkesin morale ihtiyacı var bu günlerde, şimdi sıra 5 kasımdaki türkü konserinde, ama seçimler de var öncesinde, bakalım bundan sonraki günlerde ne gibi kötü sürprizler hazırladılar bize, daha kaç kişi ölecek, göreceğiz...
sinan

Yazar : admin


Ne diyeyim.. (11.10.2015)

Ne zamandır buraya olan biteni yazmak istiyordum. Dün gece Ankara'da konserimiz vardı, kalmayıp geceden döndük. Sabahına Ankara'da bomba patladı. Elbette kalsaydık bile bize rast gelecek diye bir şey yok, zaten İstanbul da çok tehlikeli bir yer. Bugün de Kadıköy'de bir konser vardı, doğal olarak ertelendi. Geçtiğimiz günlerde 90'lı yıllarda olan bu tip olaylarla ilgili bazı belgeseller seyretmiştim. Zaman içinde bazı şeyler tam olarak olmasa da kısmen ortaya çıkıyor, ya da çıkarılıyor. Bugün olanların detaylarını da çok uzun yıllar sonra doğru-yanlış öğreneceğiz. Elbette tahminler var. Ama hiç bir zaman da herşeyi bilemeyeceğiz. Olan her zaman sıradan insanlara ve onların yakınlarına oluyor. Bugün de öyle oldu, Suruç'ta olan, Reyhanlı'da olan, daha bir çok yerde olan şeyler bu ülkedeki huzurun ne kadar yalan olduğunu gösteriyor. Hiç bir şeyin bizim kontrolümüzde olmadığını, yaşama hakkımızın birileri tarafından ele geçirildiğini, Truman Show filminde yaşanana benzer bir hayat yaşadığımızı herhalde aklı başında herkes görmüştür. Çok üzücü...

Şimdi biraz da bu yalan dünyadan bahsedeyim. Malum ortamdan dolayı çok konser veremiyoruz. Kayıtlara ve enstrüman çalışmalarına odaklandık. Albümün miksi devam ediyor, Erim yapıyor yine. Neler yaptığını haftaya dinleyeceğiz. Albüm güzel oldu olmasına, ama mevcut müzik endüstrisi ve dinleyicinin beğenileri düşünüldüğünde çok geniş bir kitlenin albüme ilgi göstereceğini sanmıyorum. Belki de doğru yolda olduğumuzun işaretidir bu. Geçen yıl çeşitli sebeplerden çok fazla gidememiştik şehir dışına. Bu sene gitmeyi düşünüyorduk. Ama ülkenin durumu çok da uygun değil. Seçime kadar zaten zor, seçimden sonrası da çok parlak görünmüyor. 
Bizden bir TV programı sunmamız istendi, aslında tam da yapmayı istediğimiz tip bir program, ama olur mu bilmiyorum. Daha konuşulması, anlaşılması gereken bir çok detay var, çok da umutlu değilim. 
Yaklaşık 1 yıldır tulum çalmaya uğraştım, iki farklı tulumcudan ders aldım, iki konserdir de sahnede çalmaya başladım. Çok iyi geçmedi, kendi kendime gayet sorunsuz çalabilmeme rağmen sahnede tulum hep sorun çıkardı ve moralimi bozdu. Ama sanırım zamanla hallederim. Başta çok zorlandım tulum çalmak konusunda, eskiden olsa vaz geçerdim. Ama artık biliyorum, enstrüman işi hep böyle, inatçı olmak lazım, sabır lazım. Tulum halloldu diye kaba zurna dersi almaya başladım bile, daha 3 ders oldu, baya iyi gidiyor. Zurna çok sevdiğim bir enstrüman. İnşallah hakkını veririm. Ama sesi o kadar yüksek ki stüdyodaki ses yalıtımlı odaların dışında çalınmıyor, tulum zurnadan sonra ninni gibi geldi. Ben de çalarken kulaklarımı tıkıyorum, yoksa çok çınlıyor. 
Bu arada gitar çalışmayı da iyice ihmal ettim. Ama herşey bir arada olmuyor. 
Gelecekle ilgili ilginç planlarım var. Ama birini seçmek lazım. Bu ara hep bunu düşünüyorum. 
Türkü çalmak bambaşka bir iş, çok zor ama geliştirici, bu yüzden vaz geçmek istemiyorum. Her gün de bu konuda beni motive eden gelişmeler oluyor, insanlar bizim çaldığımız türküleri çok sevdiğini dile getiriyor. Zaten amaç da daha çok insanın türkü dinlemesini sağlamak. Deniz'le yaptığımız konserlerde bazı sorunlar oldu, grupça yaptıklarımızda da başka sorunlar oldu. Bu sorunları zamanla çözebilmeyi umuyorum. Bir yandan da her şeye rağmen türkü dinlemeye ve çalmaya devam edip kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Örnek aldığım bazı müzisyenleri düşününce çok eksiğim varmış gibi geliyor. Bazen de istediğim düzeye hiç ulaşamayacakmışım gibi geliyor. Ama yine de ilerleme var, bu da işin umut veren tarafı. 
Müziğe dair fikirlerim her gün farklılaşıyor, bunu düşündükçe 10 yıl sonra neler yapıyor olacağımı hayal edemiyorum. Bir zamanlar kesinlikle doğru olduğunu düşündüğüm bir çok şey bugün yanlış geliyor, ya da tam tersi. Neredeyse yaptığım her şey yanlış gelecek, neyse ki o kadar da değil. Ama bu değişim şaşırtıcı. Bir de insan geçmişe bakarken bazı hataları için 'Ben bu hatayı nasıl yapmışım?' demekten kendini alamıyor. Kendimi akıllı zannederim, ama o hataları düşününce insan kendini çok aptal hissediyor. Belki akıllıyla aptalı ayıran şey, aptalın hatalarını hiç görmemesidir. Tek tesellim bu.
Çok sevdiğim bu güzel ülkenin ve onun güzel insanlarının sonu hayır olsun...
Sinan

Yazar : admin


Günlük Süt (20.08.2015)

Günlük deyince aklıma günlük süt geliyor. Reklamcı bir arkadaşım süt firmalarının günlük süt reklamı yaparken çok överlerse uzun ömürlü sütler satmaz diye korktuklarını söylemişti. Ben çok zorunlu durumlar dışında uzun ömürlü süt içmiyorum. Zaten güzel bir sütün yerini günlük süt bile tam tutmazken o tatsız kokusuz sütleri içmiyorum. Bu ara yaşadığım yerdeki her duvarda 'Et yeme, vegan ol' yazısı görüyorum. Olur da bir gün et yemeyi bırakırsam bile peynir yemeyi nasıl bırakırım bilmiyorum, peynirden sonra yoğurt, yumurta ve süt var veganlıkla aramı açan. Bu yaştan sonra bunlardan vazgeçemem:) 
Albüm kaydının sonuna geldik. Bundan sonra artık küçük düzeltmeleri yaparız. Albüm kaydı hayli zahmetli bir iş. Geçtiğimiz günlerde yeni bir grup daha albüm çıkardı. Aslında Pinhani'den eski bir grup, Ars Longa. Ben Pinhani'den önce o grupta davul çalıyordum. O zaman bile bir çok şarkıları hazırdı. Ama ancak albüm çıkardılar. Demek ki bizim de bu kadar zorlanmamız normal. Bir yandan özenmek istiyorsun, özendikçe de iş içinden çıkılmaz hal alıyor. Özenmeyeceksen zaten albüme ne gerek var? Dolayısıyla özeniliyor, ta ki enerjin bitene kadar. Bu albümde de öyle oldu. Daha enerjimiz bitmedi ama azalmaya başladı. Genelde son aşamalarda zorlanılıyor bu yüzden, miks ya da kapak, veya albümün tanıtımı zor geçebiliyor kimsenin motivasyonu kalmadığı için. O yüzden doğru bir yerde bırakmak gerekiyor özenmeyi. Bu sorunlardan dolayı çıkamamış olan albümler de olmuyor değil. 
Bizim televizyonda bir müzik programı yapmamızı istiyor bir yapım şirketi. Güzel şeyler konuştuk. Bakalım ne olacak?
Karşıki bakkal karpuz satıyor, hepsi çok güzel çıkıyor. Bu yaz karpuza doydum. Halı saha maçlarında da her maçtan sonra karpuz kesmeye başladık. Karpuz seçmeyi çok iyi bildiğimi sanıyorlar ama bizim bakkalın bütün karpuzları iyi çıkıyor, önüme geleni alıyorum. 
Yarın Zeytinli Rock Festivali'nde çalacağız. İnşallah iyi geçer. Zaten uzun zamandır konser vermiyorduk. Akın abi de olacak bu sefer. 
Bu ara her gün kötü haberler geliyor doğudan, çok can sıkıcı bir durum. Çözümü de hiç kolay değil, insanların internette yazdıklarını görünce imkansız bile diyebiliriz... sinan

Yazar : admin


Yıllar önceden aklımda kalan bir olay (09.11.2014)

6 yıl önce Diyarbakır'da Erkan Oğur ve İsmail Hakkı Demircioğlu'nun konserine gitmiştim. Salon tıklım tıklım. Merdivende oturuyoruz. Bülbülüm Altın Kafeste çalmadan önce Erkan Oğur bu türküyü Atatürk'ün çok sevdiğini söylemişti. Salonun ta öbür ucundan birisi ters bir şeyler söyleyip çıkmıştı konserden. Açıkçası tek kelimesini duymamıştım söylenenin ve merak da ediyordum. Aradan yıllar geçti. Şimdi düşünüyorum, aşağı yukarı ne söylemiş olabileceğine dair ciddi bir fikrim oluştu. Kesinlikle haklı ya da haksız bulmuyorum. Aradan geçen zaman bana, hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını, bu kadar çok şeyin bizden saklandığı bir ülkede hiç bir konuda ahkam kesmemem gerektiğini öğretti. Ama ne konserdi, şimdi Diyarbakır'da olmak vardı...
sinan

Yazar : admin


Ciguli (08.11.2014)

Bulgaristan göçmenlerinin müziğini sıkı takip eden biri olarak, elbette Ciguli'nin ölümüne çok üzüldüm. Kolektif İstanbul'un onlarla çalışmasından sonra birlikte bir şeyler yapmayı hayal ediyordum. Gerçi Kolektif'ten Richard, Ciguli'nin çok hasta olduğunu ve güçlükle yaşadığını söylemişti. Allah ailesine sabır versin. Benim de bazı sağlık sorunlarım oldu bu ara. Bir süre fazla kendimi yormamam gerek. Birkaç konserimiz de bu yüzden iptal oldu. Ama inşallah en geç Aralık sonunda tekrar sahneye çıkmaya başlayabilirim kendi adıma. O zamana kadar da albümle ilgili yavaş yavaş kafa yorarız. Zaten çoğu fikir belli oldu. Bazı kayıtlar, sonra miksler ve kapak derken albüm biter şubat gibi inşallah. Ondan sonra yayımlanması kalır. Albümde yer alacak şarkıların önemli bir bölümü kesinleşti. Onların isimlerini buraya not edeyim. Kesin olmayan bir kaç şarkıyı da kaydettiklerimizin arasından seçeceğiz. Mevcut kayıtları dinlemek ise büyük bir keyif... sinan
şimdilik albüme gireceği kesinleşen 10 şarkı

Beni sen inandır
Düşmanmışız gibi
Zor günler
Nehirler durmaz
Sen olmayınca
Benim yüzümden
Geri dönemem
Kara kedi
Kurtar
Dur söyleme

Yazar : admin


işler güçler (31.10.2014)

Bu ara her gün stüdyodayız. Albüm kayıtları resmen başladı. Hatta epey ilerledik. Bu defa o kadar hızlı gittik ki, ben bile inanamadım. Tecrübe ve motivasyon birleşince işler kolaylaşıyor. Kısmen tecrübelendiğimizi biliyordum ama demek ki esas sorun motivasyonmuş. Neyse ki şimdi var. Bu aralar hazır stüdyoda kayda girmişken sevdiğim türküleri de en azından gitarla çalıp söylüyorum. İleride düzenlemek istersek bir kenarda dursun. Bugün de bir kaç Karadeniz türküsünü söyledim. 2 gün önce de bizim albümde yer alacak kendi yazdığımız Karadeniz türküsünün kaydı vardı. Ayşenur'un ekibinde kemençe çalan Onur kayda geldi ve çok güzel çaldı. Kayıtlar güzel olunca müthiş bir moral oluyor. Geçen hafta sonu da 4 dinleyicimiz organize olup kayıtlara misafir geldiler. Onlar varken bir şarkının kaydına başladık. Aslında kayıt kötü başladı, eminim onlar da izlerken pek bir şey anlamamışlardır. Sonra beraber çiğköfte yedik, tam o sıralar benim beynime kan gitmeye başladı, o arada dinleyiciler gitti, sonra güzel bir kayıt yaptık, şarkı da çok güzel oldu. O kısmını kaçırmalarına üzüldüm. Bu kayıtlarda yeni yazılan şarkıların yanı sıra çok eski şarkıları da albüme koyduk, aslında 2. albümden beri hep böyle bir karma oluyor. Beni en mutlu eden şey, o şarkılar yıllar içinde kafamda iyice oturmuş oluyor ve düzenlemeleri daha güzel oluyor. Yeni şarkılar düzenleme anlamında güme gidebiliyor. Bu kadar uzun süre çalışınca yemek işi önem kazanıyor. O anlamda Kadıköy en iyi yerlerden biri, çok seçenek var yemek için. Konserlere de bir süre ara verdik. Biraz özleriz canlı çalmayı hem. İnşallah daha sonra çok daha güzel çalarız... sinan

Yazar : admin


5. albümün demoları... (04.10.2014)

Dün Hami, bugün Selim ve Eray'la 5. albümün demo kayıtlarına devam ettik. Çok eskiden yazmış olduğum bir şarkı vardı, bugün onu kaydettik. Çok da güzel oldu, hatta dinleyen herkesin albümdeki favorisi haline geldi. Bu durumda da şarkının albüme girmesi kesinleşti. Diğer şarkılara da epey şey ekledik ama hepsi bitmedi. Bundan sonra bazı şarkıların nihai kayıtlarına geçeriz, albüm kaydına da resmen başlamış oluruz. Kemençe kullanmayı düşündüğümüz bir şarkıda demo için saksofon çalmıştım, onu Niyazi Koyuncu'ya dinlettik, o da kemençeden bıkmış olsa gerek, bu böyle de güzel dedi. Ama kemençe bizim albümlere ilk defa girecek. Yarın ve öbür gün konserler var, pazar günkü konserde Niyazi ile beraber bir kaç şarkı söyleyeceğiz, inşallah iyi geçer...

Yazar : admin


Kedili günler (17.09.2014)

Bu aralar hastayım, genelde evdeyim. Bundan en mutlu olan da evin kedisi. Zaman zaman yalnız kalıyor ve tabii ki sıkılıyor. Ben evdeyken devamlı oynayacak biri oluyor. Evde olunca 5. albüm şarkılarına bakmaya da çok fırsat oluyor. Sözleri tam olmayan şarkılar var. Ufak ufak bitiriyorum. Bir yandan da şarkıları nasıl kaydederiz diye kafa yoruyorum. Bu ara epey iş de yaptık, Dur Söyleme'yi tekli olarak çıkaracağız, onun miksleri, klip çekimi ve kapağı yapıldı. Bu işlere normalde çok fazla müdahil olmamam gerekiyor, hele hastayken, ama öbür türlü de içime sinmiyor. Epey iğne oldum bu ara, evimin yakınındaki hastanede oldum iğnelerimi. İlginç istatistikler var. Erkeklerin yaptığı iğneler genelde daha az yakıyor, sebebini anlayamadım. Bir de bazı hemşireler beni tanıyor, onlar da sanırım daha dikkatli yapıyorlar enjeksiyonu. Ama tanımayanlar hiç affetmiyor:) 
Sevduğum Yanımda Uyusun'u tekrar kaydettik. Kalan Müzik'in Karadeniz'e Kalan albümünün ikincisine girecek. Yoğun istek üzerine bu sefer tulum da koyduk şarkıya. Ayşenur Kolivar yine var. 
Evde çok kalınca müzik dinleme fırsatım da daha çok oldu. Her durumun iyi yanları var. 
Bu ara aklıma hep değişik değişik melodiler geliyor. Bir grubun bir tarzı olur ama bizim albümlerde tarzımızın dışında zaten çok şarkı var. Sanırım giderek de çoğalacak bu şarkılar, öyle görünüyor. Eskiden yaptığım şeylere benzeyen şeyler bulduğum zaman hiç canım üzerinde uğraşmak istemiyor. 
Önümüzdeki günlerde yapacak çok iş var. Heyecanlıyız...sinan

Yazar : admin


5. albümle ilgili (10.07.2014)

Yaz geldi, genelde en çok bir şeyler karalayabildiğim aylar yaz ayları. Yeni albümün şarkıları belli, 5. albümümüzde tahminen 12 şarkı olacak. Bu şarkıların 5-6 tanesinin sözlerini tamamlamadım ya da tamamlasam da içime sinmedi. Ama giderek bunların sayıları azalıyor. Aslında son zamanlarda konserlerde çaldığımız değişik şarkılardan da albüme koymak isterdim. Ama büyük ihtimalle kendi yazdıklarım olacak sadece, bir sürpriz olmazsa. Akın Abi'nin bir bestesi üzerine yazdığım bir şarkı var. İki tane de bestesi bize ait olmayan, sadece sözlerini yazdığım şarkılar var. Geri kalanlar benden. Şarkıları düzenlerken kendimdeki değişiklikleri de farkedebiliyorum. Çok davul odaklı düşünürdüm. Davul yine önemli ama bazen bazı şarkıları dinlerken davul olmasa da olur gibi gelmeye başladı. Aynı şeyler diğer enstrümanlar için de geçerli, daha esnek düşünmeye başladım. Bu albüm tam bir stüdyo albümü olacak, tamamı canlı kayıt olmayacak, stüdyoda epey bir deney yaparız üstüne. Onun da zevki ayrı. Albüm kaydetme işi oldukça zahmetli ve insanın sabrını zorlayan bir şey. Bu sefer olabildiğince psikolojimi korumaya çalışacağım. Sakin sakin çalışacağım. Öbür türlü eziyete dönüşüyor. Yeni albümde daha önce hiç denemediğimiz türlerde şarkılar var. Dolayısıyla yeni enstrümanlar işin içine girecek. En zor olan kısmı bu. Ama zora girmeden de yeni bir şey öğrenilmiyor. Neticede dünyayı kurtarmıyoruz. Olur bir şekilde. Sinan

Yazar : admin


Ömür'ün ardından 12 Haziran 2014 (12.06.2014)

Bu tip şeyleri aslında ölen birinin ardından yazmak çok saçma, bu yüzden sadece buraya not düşmek üzere yazıyorum ve düşündüklerimin önemli kısmını kendime saklıyorum. Ömür Kılıçarslan bugün bir kaza sonucu vefat etti. Müziğe ve dünyaya bakış açısı bakımından kendime en yakın bulduğum insanlardan biriydi. Ömrü bu kadarmış, yaptıkları, ürettikleriyle yaşasın.
Uzun bir konser dönemini neredeyse geride bıraktık. Soma'da yaşananlar yerine yağmur nedeniyle konserler iptal olsaydı daha hoş hatırlardım bu seneyi. Bir kez daha bir çok kesimin müziğe nasıl baktığını da görmüş olduk. Olay geçeli bir ay olmasına rağmen konserler iptal edilmeye devam ediyor, zaten toplumun bir kesimi de iptal edilmesi gerektiğini düşünüyor. Bütün bunlar olurken üzerine bahis oynanan ve devlete gelir olarak dönen futbol maçları ve at yarışları hız kesmedi. Futbolculara baret giydirdiler, bir de siyah bant taktılar, her şey halloldu. Olayı zaten unuttular. 
Son zamanlarda bizim de sosyal medyada gördüğümüz tepkilerden belli oldu ki, artık sanatın herhangi bir dalıyla uğraşmak toplum tarafından ön yargıyla bakılan bir iş haline geldi. Bu duruma sebep olanlar belli. Amaçlarına da maalesef ulaştılar. Artık kendimizi anlatmak her zamankinden daha zor. Daha da kötüsü, bazı korkular yüzünden, insanlar artık farklı düşüncelerini dile getirmekten imtina edecek. Ülkesini sevmenin ve değerlerini korumaya çalışmanın en zor olduğu günleri yaşıyoruz. Yanı başımızda bir iç savaş var ve biz yokmuş gibi davranıyoruz. Umarım daha kötü günler görmeyiz. 
Müzikle ilgili güzel şeyler de oluyor. Yalnız Türküler belli bir ilerleme kaydetti, ilk konser kaydımızı yaptık, yakında da yayımlarız. Pinhani'nin yeni çıkaracağı single için gereken her şey hazır, o da her an yayımlanabilir. Albüm için şarkı seçmeye devam ediyoruz. Seçilen şarkılar elden geçiyor. Sonra da düzenleyip kaydedeceğiz bakalım ne zaman?  Jehan Barbur ile ilginç bir deney yaptık, birlikte onun bir şarkısını söyledik. Sonra da klibini çektik. Aslında böyle deneylerin en büyük kazancı daha çok insan tanımak. O kadar gökten iner gibi piyasaya daldık ki, kimseyi tanıyamadan meşhur olduk gitti. O yüzden yeni müzisyenler ve yeni fikirlerle tanışmamız için grubun dışında bir şeyler yapmak gerekiyor. Bu kapsamda ilginç bir proje daha bizi bekliyor ama kesinleşmeden buraya yazmayayım şimdilik. 
Pinhani İdman Yurdu ile maçlar son hız devam ediyor. Kadromuz muhteşem, özellikle Hayrullah Abi'nin (uzun yol kaptanımız) geldiği maçlar çok zevkli geçiyor. Arada çift pota basketbol da oynuyoruz çaldığımız okulların takımlarına karşı. En zevklisi de bu. Çift pota basketbolun verdiği zevki hiç bir şey vermiyor. Bugün Selim'le tek pota oynadık gençlerle, sanki başka bir oyun gibiydi çift potadan sonra. İki hobimden biri olan müziği meslek olarak seçince, diğeri olan spor benim için çok kıymetli hale geldi. Umarım uzun yıllar devam ettirebilirim. Geçen gün çaldığımız bir yerde epey aradan sonra tenis oynama fırsatım da oldu, keşke arada onu da oynayabilsem. Bir okuldaki konserden sonra da 12 yaşındaki 3 kız bana kaykay yapmayı öğretti. Çok öğrenmek istediğim bir şeydi. İlk fırsatta tekrar etmek istiyorum. O gün düşmeden hallettim ama ne olur ne olmaz, kask mask bir şeyler takacağım bir dahakine. Benden görüp gaza gelen ekipten 2 kişi de maalesef düştü ama morluktan başka sorun yok...
Şimdilik bu kadar, hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayıp her an ölecekmiş gibi yazdıklarımı kaydetmeye devam...
Sinan

Yazar : admin


Ömür dediğin... 5 mayıs 2014 (05.05.2014)

Başarı çok göreceli bir kavram, hedefin ne olduğuna bağlı. Benimle ilgili insanların ne düşündüğü çok da önemli olmamalı diye düşünürüm.(bazen takıyorum tabi bazı eleştirileri) Önemli olan yaptığım işlerin benim içime sinmesi. Hepsi sinmedi, uğraşmaya devam ediyorum. 
Ekşisözlük'te rast gele bir şeyler okumak çok eğlenceli. Mizah, sosyoloji, edebiyat iç içe. Sol sütunda Ömür Gedik ismini gördüm, okudukça okudum. Bir insan hakkında bu kadar olumsuz şey yazıldığına pek şahit olmadım, Ajdar gibi bir kaç özel örneğin dışında. Çok mu önemli, bence değil. O insanın ne amaçladığı önemli. Benden daha ünlü biri, bu ününü zaman zaman hayvanlar için kullanıyor (samimi bulmak zorunda değiliz) , şarkı söylemek de bence her isteyenin yapabileceği bir şey. Benim de bir eğitimim yok, herkes beğenmiyor ama yine de devam ediyorum. Ama onu ekranlara çıkaranlar, konser yaptıranlar, ona para ödeyenler varsa zaten, tartışılacak şey insanların müzikten, konserden, sanattan ne anladığıdır. Tabi onun müzik kariyerine destek veren radyo ve TV'lerin yayıncılık anlayışı, o yayınları izleyenlerin neyi neden izlediği düşünülmelidir. Buradan ders çıkarmak da benim işim. Bir çok iş yapıyor, yaptığınız tüm işleri herkese duyuruyor, hepsinden para kazanıyorsanız, hele de tam olarak bunu amaçladıysanız(varsayım), ekşisözlükte yazılanların hiç bir önemi kalmaz. Orada o kadar detaylı eleştirilerin var olması da, bu kişinin aslında ne kadar sıkı takip edildiğinin, yaptığı şeylerin ne kadar bilindiğinin kanıtı. Biz 4 albüm yaptık, tek albümümüz olduğunu zanneden fanatik dinleyicilerimiz var. Bu kimin ayıbı, karar veremem. Daha ismimizin doğru telaffuzunu öğretemedik, hatta grup olduğumuz bilinmiyor, bizi Kavak Yelleri'ndeki Efe zanneden milyonlar var. Tüm bu kusurlar bazı konularda işimizi zorlaştırıyor. Tek teselli ise müzikle aramıza bunların giremeyecek oluşu. 
Çok sevdiğim bir anımla bu yazıya nokta koyuyorum. Yıllar önce Kompela adlı futbolcunun sunduğu magazin programında Trabzonsporlu Şota (daha sonra Avrupa'da çok başarılı oldu) konuktu. Kompela, sevimli türkçesi ile şovu adeta sürüklüyor ve alkışı alıyordu. İşi abartıp Şota'nın zayıf türkçesi ile alay etti ve seyirciye şu soruyu sordu: 
Kompela: Benim türkçem daha iyi, değil mi? (seyirci alkışlar)
Şota: Ama ben daha iyi top oynuyor... (içimin yağlarının eridiği an)

sinan (bu yazıyı Beypazarı'ndan yazdım, güzel bir yermiş)

Yazar : admin


Özledim be günlük - 30 Nisan 2014 (30.04.2014)

Çok özlediğim şeyler var, bunlardan biri günlüğe yazmak. Bu vesile ile özlediğim şeyleri, bu saatte (sabahın dördü) aklıma geldiği kadarıyla buraya yazayım...
Sabaha kadar oturmak, ama harbiden sabaha kadar (birazdan yatmak zorundayım)
Çift pota basket oynamak
Yağmurda denize girmek
Trene binmek, ama en yavaşından
Lisedeki ortam
Diyarbakır ve Urfa, hatta Viranşehir
Elvan gazozu
Sorumsuzluk
Analiz etmeden müzik dinlediğim günler
Bisikleti ulaşım aracı olarak kullanabilmek
Arkadaşlarla bakkalın önünde her akşam toplanıp fındık fıstık çekirdek
Sessizlik
Uzaklara taşınan, ya da öbür tarafa giden tüm sevdiklerim, bir daha göremeyeceklerim...
Bu kadarı geldi aklıma, ama daha çok var
Sinan

Yazar : admin


Canlı Yayın'a dair (28.06.2012)

En güzeli buraya yazmak değil, daha sonra yazdığımız şeyleri okumak. Öyleyse bugün binbir eziyetle kaydettiğimiz albümleri, çektiğimiz görüntüleri de ilerde güzel güzel dinleriz/izleriz inşallah. Canlı Yayın neredeyse hazır. Her albümden sonra olduğu gibi yaşama sevincimi kaybettim, şimdi konserler başlayınca belki müzik iyi gelir. Sonra da yaz gelir... Geçen gün bir prova yaptık mesela, epey iyi geldi bana, yeni şeyler denedim. Albüm kaydında o kadar detayla uğraşıyoruz ki, müziği unutuyoruz.  Bu albümde çok şey öğrendim, ancak cevapladığım sorudan daha fazla yeni soru oluştu kafamda. Bir şeyler yanlış gittiğinde çabuk umutsuzluğa kapılıyorum. Ya ben çok abartıyorum, ya da bazı şeylerin gerçekten çözümü yok. Her şeyi çözmek gerekmiyor neyse ki, ancak çözümü olmayan şeylerle yaşamak zor, buna ya alışacağım ya da yılmadan çözüm arayacağım. Ne zaman bazı şeylerden şikayet etsem, karşıma öyle bir insan çıkıyor ki, şikayet ettiğim şeyler bir anda boş geliyor. Hayatın canlı yayınında her şey mükemmel gitmiyor insan hayatında. Yine benimki karlı kumlu kesintisiz devam ediyor, çok kanallı bir şekilde. Sağlığımız iyi olsun da, geri kalan her şey boş. Bunu ben de göremezsem kim görecek? sinan

Yazar : admin


t.s. (twitter'dan sonra) - Sinan Kaynakçı | Günlük (27.05.2012)

Sevgili günlüğü bir süredir ihmal ediyorum. twitter'ın bunda etkisi var ancak motivasyonumu düşüren başka şeyler de vardı, pinhani.com un bir ara pratikliğini kaybetmesi gibi. neyse, şimdilik hem sitemiz daha iyi, hem de twitter cazip gelmiyor artık. Aylin Aslım tanıdığım bir müzisyen değil, nasıl bir insan olduğunu bilmiyorum, bir kere tanışmıştım sadece. ancak kendisine twitterda yapılan saldırıyı görünce buna kendi adıma bir tepki koymayı düşündüm. tam da o sırada benzer şeyler bize de olmaya başladı, tabi çok ufak şeylerden bahsediyorum, ama içerik aynı. özür dilemek... çok erdemli bir davranış, çok kolay olmamalı bir insan için. özür beklemek de çok basit bir şey olmamalı. twitter gösterdi ki, ünlü-ünsüz bir çoğumuz yazı diliyle kendimizi ifade ettiğimizde ciddi gaflar yapıyoruz, iletişim kurmakta zorlanıyoruz. twitter'da yazılanları okumak, insanları tanımak için faydalı, mevcut türk basını yüzünden gerçekleri öğrenmek de ancak sosyal medyayı takip ederek mümkün. ama bir yanıyla da çok yıpratıcı bir alan ve burada dolaşmak beni yoruyor. günlük ise sadece bizi yakından takip edenler için olan ve ileride çok daha değerli olabilecek içerikler barındıran, yolculuğumuzu anlatan bir yer. geçen gün twitter'da çok takip edilen bazı insanların twit depoladıklarını duydum. yeri geldiğinde kullanmak için önceden farklı konularda twit hazırlama fikri, bana ünlü ama ölmesi yakın görünen insanlarla ilgili hazırlanan yazıları hatırlattı. gazetelerde böyle insanlarla ilgili yazılar hazırlanırmış, öldüklerinde hazır olması için. bazı sosyal olayları hemen şarkılandıran müzisyenler de benzer bir şey yapıyor. bunun tam bir ölçütü yok, bazıları bundan nemalanmak için, bazıları altını çizmek için yapıyor ama bu iki grubu çok keskin bir çizgi ayırmıyor. U2 ile ilgili tartışmalar da bu çizginin olmayışından. geçtiğimiz dönemde bizimle ilgili de bir çok konu konuşuldu. pinhani'nin çizgisi de tartışmaya açık. bu konuda her ekibin olduğu gibi bizim de tutarsız yaklaşımlarımız olmuştur mutlaka. ama dışarıdan görünen çok farklı. grubun ilk günlerinde bize destek olan çok az yayın kuruluşu varken (bu durum bizim bağımsız olmamızdan kaynaklanıyor) ulusal bir kanalın bir dizisinin müziklerini yaptığımız için, bu dizinin de başarısı için 
Pinhani daha önemli bir konuma getirildi. Getirilme kısmı önemli. Bu dönemde bütün ödüllerden payımıza düşeni almamız da bu yüzden. Şimdi tekrar eski günlerimizdeki gibi huzurlu, sessiz bir döneme girdik. Albümümüz yine ilkinde olduğu gibi ses getirmedi çok fazla.  Önemli olan, bu tecrübelerden ders çıkarabilmek. Her şeyi daha çok kontrolümüze alabilmeliyiz. Bu ülkede bu çok zor ama önemli olan içimize sinen şeyler üretmek ve bunları usulca bizi takip edenlerle paylaşmak ise, bu o kadar da zor değil. 
Bu yıl olan bazı güzel şeyleri de buraya iliştirmekte fayda var. her gün bu dünya için, bu ülke için kötü şeyler olduğunu düşünmeden edemiyor insan. ama güzel şeyler de oluyor. bu yıl beni en çok umutlandıran şey gapgenç festivaliydi. siirt'te konser vermek güzel, ama bu kadar olumlu şartlarda.. o pırıl pırıl insanların çalışmaları gerçekten umut vericiydi. belki seneye adıyaman'dakine yine katılırız. emniyet görevlileri siirt'te bizi yalnız bırakmadılar, ancak bir ara mecburen ektim kendilerini. çarşıya inip siirt fıstığı bakmak istiyordum. polis arkadaşlara gruptan olmadığımı, teknik ekipten olduğumu söyleyerek müsaade aldım, çarşıya indim, alış-verişimi yaptım. konserden sonra kamp alanına ikinci gelişimizde çaktırmadan alana girip top oynayanlara karıştık ve gece boyu onlarla top oynadık, en son giderken bizi tanıdılar. bunları hala yapabiliyor olmak büyük imkan. 
yeni albümden şarkılar çalmak, uzun zamandır aynı şarkıları çalan bir grup olarak bizi epey heyecanlandırdı. değişik şeyler çalmak güzel. geçen gün bir konsere gittik, konserdeki insanların büyük çoğunluğu sarhoş olduğu için taşkınlıklarını bir türlü kontrol edemiyorduk. en sonunda arka arkaya yavaş şarkılar çalarak kalabalığın gazını aldık. zaten sarhoş olan bu insanlar açık arazide sağa sola dağıldılar. önemli bir tecrübe daha kazandık. her kalabalığa güzel vakit geçirtmek mümkün değil. tonmeisterliğimizi yapan Evren Arkman ve teknisyenimiz Evrim Kaya'nın düğünleri aynı hafta sonuna denk geldi. Evren ve Deniz cuma günü, Evrim ve Dilek de pazar günü evleniyor. aradaki cumartesi de bizim konser var maalesef, her ikisi de sağ olsunlar yine iş başında olacaklar. Deniz ve Dilek de anlayışlı insanlarmış. Geçen gün Evren'le sahnede birlikte söylediğimiz türküyü bu cumartesi de söyleriz sanırım. 
türkü demişken bu yılın benim için en önemli olayı bağlama çalmaya başlamam olabilir. annemin 90 yaşındaki halası Kevser Yanbay bu konuda güzel bir tesbitte bulundu: 'herkes bağlamayla başlar, sonra diğer sazları öğrenir. sen tersini yapıyorsun' . öyle oldu gerçekten. ocak ayında bir tesadüf eseri elime aldım bağlamayı. çok da sevdim. şimdilik kendim çalışıyorum. ama belki ileride ders de alırım. 
bu sene çok hasta oldum, şimdi de biraz hastayım. umarım bu yaz iyi geçer ve bu hastalıklarım tekrar etmez. çünkü çok ilaç kullanmak zorunda kaldım ve limiti fazlasıyla doldurdum. önümüzdeki kış daha az hasta olmayı dileyerek bu yazıyı sonlandırıyorum...sinan

Yazar : admin


4 Ağustos 2010 - Akın Eldes | Günlük (27.05.2012)

4 Ağustos 2010 - Taşınmak 

Para konusunda oldukça açgözlü ve terbiyesiz bir ev sahibimiz olduğu için dayanamayıp 27 Temmuz da taşınmak zorunda kaldık..yaşanan klasik zorluklar neticesinde bozulan sinir sistemimize bu açgözlü ev sahibinin çeşitli çamur metotlar uygulayarak depozitomuzun üstüne yatması, ilave bir yük bindirmiş oldu..

-yeni evimize,halen açılmamış bir kaç kolimiz,yanlış bağlanmış çamaşır makinemiz vs. olmasına rağmen,kabaca yerleştik sayılır.sanırım 10 güne iyice yerleşmiş oluruz..

-Taşınma sırasında yaşadığımız-belki de de tek- olumlu şey,bahane ile eski eşyalarımızdan kurtulmaya çalışmak oldu.kullanmadığımız kıyafetler,hiç dinlemediğim cd ler,hiç okumadığım kitaplar,çok yıpranmış masamız,eski ve hiç kullanmadığımız tv..taşıma şirketi elemanlarının yan gelirleri sayemizde memnuniyet verici olmuştur sanırım..bütün bunlara rağmen bir taşıma görevlisinin-Şebnem bana sonradan anlattı-Abi’nin kullanmadığı fazla ayakkabısı var mı acaba diye sormuş olmasına çok kızdım..:-)Şebnem de gözü kalmasın diye bir çift ayakkabı (sağolasın Adidas)vermiş..:-)

-eve dijitürk takmaya gelen görevlilerden biri salonda serili olan gitarlarımı görünce,müzik ile uğraşıyorsunuz galiba dedi.gülümseyerek,belli oluyor galiba dedim.ne çalıyorsunuz diye sorunca,muzipliğim tuttu,belli olmuyor mu dedim..kendisi de dj lik yapıyormuş,hem de Çırağan gibi güzel yerlerde.besteleri de varmış..

-kavak yelleri final bölümü çekimi için pinhani davetli olduğu için gelmiş olduğum sığacık da,her ne kadar yorulmuş olsam da,taşınma atmosferinden uzaklaşmış olduğum için nefes almış oldum.taşınmanın yükü daha çok Şebnem e bindi aslında..ilk fırsatta tatil yapmamız gerek..

Aslında yazmak istediğim başka şeyler de vardı.ama yorgunum:-)

haa,9 Ağustos Bodrum konserimin şimdiden duyduğum heyecanını da buraya sabitlemeliyim.bakalım başıma neler gelecek:-)umarım konser iyi geçer..:-)
işte böyle..
Ağu 4, 2011

Yazar : admin


11-13 Ağustos 2011 - Akın Eldes | Günlük (27.05.2012)

11 Ağustos 2011 

-geçenlerde kerem ile Kadıköy de müzik dükkanlarını dolaştım.vitrinlerde metalci gitarlarını gördükçe,baba büyüyünce bana bunu alır mısın dedi durdu..hatta pera müzik dükkanında davul çalmayı denedi.kendini vererek çalmaya çalışması çok hoşuma gitti..sonrasında gitar yapımcısı ismail e uğradık.ismail kerem e sordu;bir müzik aleti çalıyor musun?evet,davul..Ooo,ne zaman başladın?Bugün..:-))

-komşumuzun oğlu berkay, kerem den 1 gün evvel dünyaya gelmiş..kerem bana,berkay yaşlanınca benden 1 gün evvel ölecek dedi.şaşırdım..baba,sonuçta hepimiz öleceğiz deyince,hayatın maalesef böyle düz orantısal bir şey olmadığını,kaza,hastalık,sağlık,genetik miras gibi faktörlerin olduğunu söyleyecektim.ama kelimeler boğazımda düğümlendi..

Ayrıca,daha 8 yaşında bunları düşünüyor olması enteresan.her ne kadar -sanırım-4 yaş civarı reenkarnasyon ve geçmiş hayatlar konusunda düşünmüşlüğüm varsa da,öleceğimi ilk 11-12 yaşında iken farketmiş/hatırlamış,ve bir kaç gün kendime gelememiştim…

-turist rehberliği sayesinde yeni insanlar tanıyorum..şimdi ingilizce sayesinde özellikle Amerikalılar ile sohbet edip kültürlerini,düşüncelerini-tv,sinema ve müzik vasıtası ile bir hayli fikir sahibi olmak ile birlikte-daha yakından izleyebiliyorum.geçenlerde gezdirdiğim Amerikalı çift çok enteresan idi..adamın, İstanbul ile ilgili bir kitap edinmek istermisiniz sorumu,hayır,evde bir sürü kitabımız var gerekçesini öne sürerek reddetmesi garibime gitti..düşündükçe gülümsüyorum..diğer taraftan adam,para kazanma üzerine oldukça geniş yelpazede bilgiye sahipti.mesela Amerika da evinin bodrumunda 10binlerce $ değerinde eski stratocaster marka gitar olduğunun farkında olmayan bir sürü insan vardır diyerek beni şaşırttı.bir de,under armour adlı bir spor malzemeleri markasının ülkesinde çok popüler olduğunu ve yakında Avrupa ve Türkiye de bu markayı satanların çok para kazanacağını belirtti..

13 Ağustos 2011

-9 ve 10 ağustos da gümüşlük de çaldım.ilk gün zemda otelinde benim konserim vardı.2.gün batı bar da sinan ile 2li olarak pinhani çaldık.2 si de keyifli geçti.özellikle ilk konser o kadar iyi geçti ki, keyfi nezdimde hala sürüyor:-)ayrıca ismail soyberk ve izzet kızıl ile yaptığım ist-bodrum uçak yolculuğu,hoş ve bir şeyler öğrendiğim sohbetler ile geçti..çok mutluyum..

umarım kendi parçalarımı daha sık çalabilirim..

-gümüşlük de bence boncukçulara daha yakın olan çay bahçesinin-adı celebin yeri mi?-kaşarlı domatesli tostu sahildekinden açık ara daha güzel..aynı şekilde köfte ekmeği de test etmeliyim.umarım yakın bir zamanda ailece yapabiliriz bu testi..

-bu aralar neredeyse ardarda konser için seferihisar,gümüşlük,alaçatı ve kıbrıs-şu an kıbrıs salamis otelindeyim-a yolculuk ettim.henüz tatile gidememiş olduğumuz için şebnem bana gıcık olmuş durumda..umarım  tatilimizi en kısa zamanda organize edebiliriz..

-wolfgang muthspiel ile 14 temmuzda yaptığım röportajı nihayet tercüme ettim..aslında 20 dk lık bir konuşma olduğu için hayıflanıyordum.ama neticede iyi  bir röportaj olmuş..hoşuma gitti doğrusu:-)galiba gitar dergisinin eylül sayısında yayınlanacak..

-yarın kısmet ise evdeyim.1-2 haftaya tam anlamı ile yerleşmiş oluruz diye tahmin ediyorum.hala açılmamış kolilerimiz var..

şimdilik böyle…

Ağu 13, 2011

Yazar : admin


30 Eylül 2011 - Akın Eldes | Günlük (27.05.2012)

Yine yoğunum:-) ne güzel..Dün Ardahan da Pinhani konseri vardı.bugün birsen tezer ile(gitaristinin eli kırık..)Beyoglu Clinic bar da çalıyorum.sonra 2 gün hollanda ve belcika da Pinhani..1günlük boşluktan sonra benim beyoglu clinic bar da konserim, ardından mask da ilkin deniz konseri..repertuarda bebop parçalar bile var:-(         caz öğrenmek için 1 günüm var:-) onumdeki 1 hafta biraz yorucu olacak,ama değişik tarzları ogrenmeye ve calmaya calismanin bana yaptığı ve yapacağı katkıya inanıyor ve cok seviniyorum..

buraya kadarini kars havalimaninda yazmistim.simdi hollanda da devam edebiliyorum.birsen tezer konserinde benim icin unutulmayacak guzellikte olan izleyici yorumu;sus pus parcasini boyle sert hic dinlememistim.parca megerse rock parcasi imis..:-)

-gecen gun evde gitar calisiyor iken 2 ayri odadan daha cipir cipir gitar sesleri geldigini farkettim..kerem tuvalette,akincan da salonda gitar caliyor..cok hosuma gitti..

akincan in caldiklari ozellikle cok ilgimi cekti.kimin parcasi diye sordum.kendi fikirleri imis.umarim unutmaz..ilk firsatta kendisini kaydetmeyi ogretecegim.kucukken piyanoda yaptigi minik besteyi unuttugu icin cok hayiflaniyorum.(kendime…)cok guzeldi.11 li akorlar 5 li araliklar vardi..

-evde kullanmadigim bir tascam kayit aleti vardi.tasinma munasebeti ile gecenlerde tozunu alip,sahip oldugum ilk gunlerde bir heves yapmis oldugum kayitlari dinledim..hazine bulmus gibi oldum.heveslendim:-) solo bir album yapmaliyim..

-kerem in aklimda kalmis olan 2 repligini unutmadan buraya ilistireyim;deja vu oldum(yoksa yasadim mi demisti..)anlamini biliyor musun diye sordum.acikladi.sasirdim.nereden ogrendin diye sordugumda tv dan dedi..vay be..

oburu ise cok eski,hatirlamiyorum simdi neyin uzerine soylemisti.galiba tv seyrediyorken yemek yiyoruz hadi sofraya gel dedigimizde,gelemem toplantidayim demisti:-)))

-bugun hollanda ya giderken yolda ilkin deniz ile sohbet ettim.bana erkan ogur icin eski tip e bow bulmak icin amerika da iken e bow firmasini telefon ile aradigini anlatti.telefonu acan adama yetkili birisi ile gorusmek istedigini soylemis.adam da buyrun ben firmanin sahibiyim demis.sonraki konusmalarda adam,aslinda bir ara birisini yaninda calistirmis oldugunu ama masraflarinin altindan kalkamadigi icin uretimi ve dagitimi kisacasi a dan z ye herseyi kendisinin yaptigini anlatmis…birlikte gulduk..

-bugun konser enschede de idi.cok guzel gecti.ses teknisyenlerinin islerine nasil onem verdiklerini,aletlerin konser sonrasi nasil sistemli toplandigini,tasimayi yapan gorevlilerin  islerini  zevk alarak yaptiklarini vs. gipta ile izledim..yakin zamanda beyoglu  civarinda  acilmis bir suru mekan var.bazilari ile bizzat kontakt kurdum.canli muzige onem verdiklerini soyluyorlar.iyi niyetleri beni sevindiriyor, ama bir cogunun icraatlerini beni sinirlendirecek olcude yetersiz buluyorum..bu insanlari toplayip, avrupa da staj gibi bir turne yapmalarini saglamak lazim diye icimden gecirdim.boylelikle belki biraz daha cabuk ilerlerler..

-evde sebnem,akincan ve kerem bayagi hasta.havalar azicik sogudu.hemen carpildilar:-(  bakalim ben ne zaman yakalanacagim.yakindir..sesim catallanmaya basladi..

Yazar : admin


11 Ekim 2011 - Akın Eldes | Günlük (27.05.2012)

6 ekim yazımı mask konserine giderken turgut un arabasında acele ile yazmış ve iliştirmiştim.(öyle sanıyordum..)

ama olağan:-) bir sakarlık neticesinde bugün iliştirebiliyorum..

-pinhani ile belçika nın gent şehrini biraz gezme olanağı bulduk.meşhur midyelerini yedik..gent,mimari açıdan brüksel e göre çok daha hoşuma gitti.pazartesi sabahı açık müzik dükkanı ararken caddeye ayak basmam ile arkamdan gelen arabanın yavaşlayıp durması bir oldu..istanbul da pek yaşanmayacak bir lüks..ama yollarda en fazla söz sahibinin bisikletli olduğunu da farkettim..bulunduğumuz semtde mevcut olan 3 müzik dükkanının da pazartesi günü kapalı olduğunu görmek şaşırtıcı oldu..

-mask daki 6 ekim konseri başta biraz tutuk çaldım.ama 2.yarı epey eğlendim.ama başkalarını bilmem:-)

genel olarak iyi bir konserdi.mask da sesler de güzel..26 sında orada çalacağım.heyecanla bekliyorum..

-sanırım oluşmuş olan program boşluğunu doldurmak sebebi ile(veya her neyse..)koray sayesinde ani bir program yapıldı.doyısı ile yarın akşam haymatlos da çalıyorum.bu münasebetle değişik bir formasyon deneyeceğim.perküsyon,erbaneler(3 kişi) ve didgeridoo..+ sadece ben..

sanırım enteresan bir konser olacak..daha doğrusu,umarım:-))

-havalar soğumaya başladı ve yazın geçmiş olduğunu hatırlattı..bu yaz şöyle lezzetli bir domates yiyemedim yahu..pardon,bir kere balık pazarında nasıl olduysa denk düşüp,farkını vererek satın almıştım..

:-)


Yazar : admin


25 Ekim 2011 - Akın Eldes | Günlük (27.05.2012)

evdeyim.biraz halsizim.dinlenmeye çalışıyorum.ayrıca üstümde(sebepler,geçim kaygısından başlayıp van da yaşanmış deprem felaketine,oradan da havaların kapalı ve soğuk olmasına kadar uzanıyor..) garip bir kasvet var..elime gitar alasım gelmiyor..belki buraya yazarak biraz rahatlarım..deneyeyim..

-birkaç gündür fırsatım olmadığı için buraya iliştiremediklerimi,unutmamak için,cep telefonuma not alıyorum..

-geçenlerde kerem in ödevine yardım ediyordum(,_yor gibi yapıyordum..)elinde çeşitli duyguların (sevinç,kızgınlık vs..)yüz ifadelerinin resmi var.resimler kesilip birer çubuğa yapıştırılacak,maske gibi olacaklar.baba ara duygular yok mu diye sordu.mesela dedim..üzüntülü iken sevinç de hissedebilirim.kendimi bir garip hissederim ama tarif edemeyebilirim diye örnekleyince şapkam düştü..8 yaşında iken aklıma gelmeyen düşünceler..aferin minik oğluma..

-ilkin(deniz) in evinde birlikte hoş bir prova yaptık.seneye umarım bir kayıt gerçekleştirebiliriz.prova sonu sohbetinde ben en son konserlerimde başıma gelen akıl almaz aksilikleri anlattım.o da bana yakın tarihlerde yapılan bir telvin konserinde oluşan inanılmaz aksiliği anlattı;ses provası esnasında salonda voltaj 243 e çıkmış.regülatör de olmadığı için mikser,erkan oğur un amplisi vs.çalışmamış.konser saati gelmiş..kara kara düşünürlerken akıllarına jeneratörü devreye sokmak gelmiş.neticede ses provasız,ama hiç olmazsa çalışan ekipmanlar ile konser başlamış.ama jeneratörün (kesintisiz çalışma süresi mi o kadar,yoksa öyle mi denk düşmüş emin değilim şimdi..) içinde 2 saatlik mazot varmış..sahneyi ilkin şöyle tarif etti;erkan oğur gitar solosunu çalarken birisi ilkin e işaret ediyor;10 dk.lık mazot kaldı..

-geçenlerde yoğun şehir turlarına başladım.hem ayaklarım geri gidiyor,hem de hala gülümseten şeyler oluveriyor..artık son dakikacılığım had safhaya ulaşmış durumda..mesela sabah karaköy vapuruna binerken,,ohoo daha 1 dk.5 sn var önce bir gazeye alayım diyebiliyorum.bir kere beni şebnem araba ile erenköy den bostancı ya bırakacaktı.telaş içinde..sakin ol dedim çok zaman var.2kere gideriz..tabii inanmadı..ama yolun 3-4 dk. sürdüğünü görünce şaşırdı..ama bir keresinde çok abartmışım.taksiye binip buçuktaki vapura yetişmemiz lazım dedim.şoför,saat zaten buçuk deyince kendime gülümsedim..

-son turda almanya da yaşayan bir türk müşterim vardı.sayesinde whatsapp programını öğrendim..niye iphone unu kırmadın diye sordu.ben kırılınca-çağrıştırdığı üzre-telefona kötü bir şey olur,sorunlar oluşur diye düşündüğümü belirtince,telefonun kırılınca değerinin 2 kat arttığını söyledi..vay canına..

-yine son turda türkiye,daha doğrusu istanbul hayranı bir avusturyalı vardı.hans kandela.buraya gelmeden fatih akın filmlerini izlemiş,istanbul sessions u biliyor.almanya da konserine gitmiş.lale plak,hamdi restoran,babylon,tophane,cihangir vs..bayağı bilgili ve ilgili idi.promosyon ara taksim cd si verdim..mail atmış cd yi cok sevmis.burada nasıl tanıtabilirim diye soruyor..ne güzel..

-geçen akşam salonda uyuyakalmışım.akıncan bilgisayardan müzik dinliyor..güzel bir gitar solosu ile uyandım.kim çalıyor diye sordum.’sen’ dedi..parçanın,beynim zonkluyor olduğunu farkettim..

- tur münasebeti ile istanbul trafiği keyfini yaşıyorum.ev-otel arası 80 dk olursa iyi bir skor..sonra tur esnasında yaşanan trafik cabası..akşam eve döndüğümde pilim bitmiş oluyor..

geçen akşam tur beyazıt da bitti.hayri kaptan ile vedalaşıp minibüsten turistler ile indim.otellerine gittim.15-20 dk. onlarla vedalaştım.otelde gerekli kontrolleri yaptıktan sonra çarşıkapı tramvay istasyonuna yürüdüm.biraz bekledikten sonra binip kabataş a geldim.dolmabahçe ye yürüdüm.şebnem ile buluşacaktım.beklerken 2 çay içip manzarayı seyrettim.sonra yola çıkıp şebnem i beklemeye başladım.bir de baktım,tur yaptığım minibüs önümden ağır ağır geçiyor.meğerse hayri kaptan oraya ancak varabilmiş..

tur katılım sayısının az olduğu durumlarda bazı rotalar için tramvayı kullanmak hakikaten çok daha mantıklı..

-geçenlerde suzafoncu ertan sayesinde zaytung u internetten düzenli takip etmeyi öğrendim.gazeteden çok daha eğlenceli..kim yapıyorsa eline,aklına sağlık..

-yarın mask beyoğlu konserim var.ama hiç çalasım yok..

işte böyle..

Yazar : admin


11 Kasım 2011;11.11.11 - Akın Eldes | Günlük (26.05.2012)

bu önemli günde buraya yazmam şart:-)bugün öğleye doğru yeni çıkarmak istediğim albüm için piccatura ya gittim.mehmet;abi saat tam 11.11 dedi..ben de doğum günümde ve dolayısı ile 11.11.11.11.11 eşiğinde yapmış olduğum bu girişimi hayra yordum:-)

-van depremi ve artçıları münasebeti ile duyulan,basına yansıyan çarpıklıklar silsilesi moral bozucu..anlaşılan kısa vadede düzelme olasılığımız yok..umarım 2-3 nesil sonrası ortalamamız daha iyi bir yerde olur..

-bir süre evvel beyoğlu mask barda konserim vardı.konserden önce kısa da olsa sarp maden konserini ziyaret ettik(sinan cem eroğlu,argun erişçi ile birlikte..)kimse yoktu.biz gelince sarp çalmaya başladı.3.parçada 2 kişi izlemeye geldi.bayrağı size teslim ediyoruz diyerek kalktık..benim konserde de durum pek farklı değildi:-(

-bayramda ailece beşiktaş ta oturan halamı ziyarete gittik.vapurda(kadıköy-beşiktaş)2 kişi gitar çalıp bir parça söyledikten sonra para toplamaya başladı.acaba ne kadar kazanıyorlar diye hesap yaparken akıncan;’senden daha iyi kazanıyorlar’dedi..benim müzik çerçevesinde haklı:-)

- dün akşam sinan cem eroğlu konserinde çaldım.en son konserimde benim ona verdiğim(kazandığımı eşit bölüştürüyorum..)paranın 8 katını kazandım.sinan a,akın eldes project i(bir türlü isim bulamadım..)bırakıyorum,senin gruba giriyorum dedim..

-geçenlerde şehir turuna giderken iphone telefonumu evde unuttum.bu marifetli telefonun gündelik hayatımda bayağı bir yer kaplamış olduğunu farkettim:-(

-11.11 münasebeti ile doğumlarda bir patlama var sanırım.anlayamıyorum.aslında bilmiyorum..belki de önemlidir..reiki ve benzeri konulara merakı olan bir arkadaşım olan çağlar 11.11 in özel bir eşik olduğunu söylemişti.detayları bir ara sorayım,merak ettim şimdi..

-doğum günümü evde şebnem in hazırladığı güzel yemekleri, bulutsuzluk özlemi 20.yıl cd si eşliğinde yiyerek kutladık..

işte böyle..

Kas 11, 2011

Yazar : admin


23 Aralık 2011 - Akın Eldes | Günlük (26.05.2012)

aradan yine bayağı zaman geçmiş..bir süre yazmak istediklerimi cep telefonuma not ettim.sonra onu da bıraktım.şimdi önce hatırladıklarımı sonra not aldıklarımı buraya iliştirmeye çalışacağım..

-dün,Sinan Cem Eroğlu ile kaydettiğim 6.albüm nihayet çıktı.Hane-i akustik oldu adı..bu albümde yer alan parçalarımı konserlerimde çalmayı çok seviyorum..

- gitardan çıkan tonun ana unsurunun tuşe olduğu malum..bu bağlamda,çalınan notalara-aslında hangi enstrüman,hangi şartlar altında olursa olsun-ateş yansıtılmasını severim.geçenlerde Evren Arkman ile sohbet ediyorken,bana tonumla ilgili kişisel düşüncesini ‘abi,senin notaların yanıyor’diyerek belirtti.bu saptaması düşüncelerimle örtüştüğü için de olsa gerek,hoşuma gitti:-)

-şu sıralar pinhani kayıtları yapılıyor.2-3 hafta evvel Demirhan Baylan ve Turgut Alp Bekoğlu ile 3 parça kaydettik . güzel oldular..pinhani parçaları kayıdından sonra 3ümüz yaklaşık 1 saat doğaçlama bir kayıt yaptık.çalarken çok zevk aldım.bir ara o kayıdı dinlemek istiyorum.merak ediyorum,dinlemesi de zevkli olacak mı?

şu sıralar doğaçlama çalmak,özellikle doğaçlama kompozisyon yapmak fikri beni oldukça heyecanlandırıyor..Umarım böyle kayıtlar,hatta konserler gerçekleştirebilirim..

-bir süre evvel Ediz Hafızoğlu bana youtube da popüler olan 2 adet detone videosu izletti.gülmekten gözlerimden yaş geldi.özellikle bir dileğim var videosu:-)gülüyorum,ama diğer yandan durumu hafif üzücü buluyorum..

-youtube da ,yabancı bir takım gitarist çocukların,mikrotonal başlığı altında makamları tanıttığı videoları gördüm..gitar sapında perdelerin arasına da perde çakıp ara sesleri buluyorlar..ama çaldıkları makamların arıza sesleri kulağıma eğreti geldi.her ne kadar teorisini anlayamasam da,makamlarla ilgili kulak dolgunluğum var demek ki..

-geçenlerde arka arkaya istanbul turları yaptım.dolayısı ile toplu taşıma araçlarına yetişmeyi dakikalardan,saniyeler boyutuna indirme pratiğine eriştim.evvelden ohoo,daha 5 dk var diyordum.sonra bu 1-2 dk ya indi.

en son kendimi ohoo daha 38 saniye var derken buldum:-)bu kadar ince zaman dilimlerinde hareket etme,bende aslında tam tanımlayamayacağım ,neredeyse özgürlük diyeceğim,bir duygu uyandırdı:-)

ufak zaman dilimlerini dolu dolu yaşamak müzikte de çok zevkli..

farkındayım,ama konuya hakim değilim.o yönde çalışmalarım sürüyor:-)

-geçenlerde yeni tanıştığım,ama çok sevdiğim bir insan olan bas gitarist Argun Erişçi ile konuştum.ona,turizm meşguliyetimi,ve dolayısı ile müziğe istediğim kadar zaman ayıramayışımı dile getirdim.Argun da’müzik ve turizm uçmak için 2 kanadın olsun’teselli ve temennisini dile getirdi.çok hoşuma gitti…

-minik kerem i uyutmak büyük bir sorun.gece geç yatıyor.sabah da erken kalkıyor..nasıl başarıyor anlamıyorum ama,bizim için yorucu oluyor..bir süre evvel düzenli uyursan boyun büyür dedim.erken yatmaya başladı:-)3gün sonra da boyunu öçtürdü.yarım santim büyümüşsün dedik.etkili oldu galiba.şimdilerde daha erken uyuyor..

son zamanlarda çizgi filmlerinin yanı sıra belgesel kanallarını da izlemeye başladı.çok memnunum..

-ben şebnem ve kerem büyük halamı ziyarete gittik.yeni azeri bakıcı,kerem i gösterip,torununuz mu diye sordu:-)halam da,onlar senin gibi 13 yaşında çocuk yapmıyorlar diye çıkıştı:-))

-doğum günümü Sinan Kaynakçı nın sürpriz organizasyonu ile pinhani kapsamında da kutladık.bir barda sevdiğim belçika biralarını içerek..çok güzeldi.ayrıca bu vesile ile belçika biralarının artık türkiye ye geldiğini öğrenmiş oldum..

-16 Kasım  maskbar konserimde dinleyiciler arasında 4 turist vardı.konserden sonra yanlarına gidip konuşunca,tesadüfen değil,gazeteden-daily hürriyet de ilan/haber çıkmıştı-okuyup geldiklerini öğrendim.albümleriniz biz de var dediklerinde iyice şaşırdım ve çok sevindim..

-bu akşam tv de okan bayülgen in programında gitaristler gecesi varmış.ben de davetliyim.gitarist abilerim ve kardeşlerim ile görüşmek için iyi bir fırsat olacak..

Ara 24, 2011

Yazar : admin